Thursday, Aug 11th

Last updateTue, 02 Aug 2022 8am

You are here: Home News

PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz: “Rekabet gücümüzü korumak için yeni yatırımlar şart”

Bir ülkeyi ayağa kaldıracak olan itici gücün üretim ve sanayi olduğunu belirten Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz: “Üretim ve istihdamın devam etmesi, sanayicimizin rekabet gücünün artması için yeni yatırımlar şart. Yatırım ve üretimin daha da önem kazandığı bir döneme girdik. Orta ve uzun vadeli stratejilerimiz için yatırım olmazsa olmazımız” dedi.

Elektrik fiyatlarındaki yüksek artışın sanayiye yansıtılması yatırımları zora sokuyor

2022 yılında da elektrik fiyatlarındaki artışın yüksek oranda sanayiye yansıtıldığını söyleyen Ömer Karadeniz, “Yeni yılın ilk ayında açıklanan elektrik fiyatlarındaki yüksek artışın sanayiye yansıtılması, ülkemizin kalkınması için gerekli olan yatırımları zora sokacak. Söz konusu fiyat artışları sanayiye yansıdığı sürece enflasyon daha yüksek seviyelere gelecek ve belirsizliği gören yatırımcı, kararsız kaldığı için yatırım yapmanın bir risk olduğu kanaatine varacaktır. Ülkemizin yatırım anlamında risk olarak görülmesi, sanayimizin küresel piyasada rekabet gücünün azalması hatta ciddi bir şekilde kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalması demektir. Bu tehdidi kalıcı bir şekilde bertaraf edecek aksiyonların bir an önce alınması şart” dedi. 

Polibak’tan üretim sahasını genişleten yeni CPP yatırımı

1994 yılından beri BOPP ve CPP film üretimi gerçekleştiren Bakioğlu Holding kuruluşlarından Polibak A.Ş. üretim sahasını Reifenhäuser Maschinenfabrik'ten yeni bir CPP ambalaj filmi hattı ile genişletiyor. 

Yeni CPP hattı; 6,5 m net film genişliğine, 7,2 m hat uzunluğuna sahip ve 400 m/dk'ya varan üretim hızı ile; saatte 3.400 kg'ın üzerinde üretim gerçekleştirecek. 

Polibak ve Reifenhäuser, arasındaki ilk ortak proje olan ve 2022 yılı sonunda üretime hazır hale getirilmesi planlanan yeni CPP hattı ile şirket, yıllık CPP film kapasitesini 20.000 ton artıracak.

Şirket; yürüttüğü sürdürülebilirlik ve çevre politikaları doğrultusunda gerçekleştirdiği yeni hat yatırımı ile birim film başına karbon salımını azaltarak; daha az kaynak kullanıp daha çok gıdayı koruyacak olan yalnızca polipropilenden oluşan %100 geri dönüştürülebilir film yapılarını da piyasaya sunacak.

Türkiye’nin önde gelen plastik film üreticilerinden biri olan Polibak, gelecek dönemde de istihdamı ve ihracatı arttıracak çevreci ve sürdürülebilir yatırımlarına devam etmeyi hedefliyor.

RSM Grup’tan iki büyük yatırım

Şirket, elektrik malzemeleri sektöründe Bimed’e ve ambalaj makineleri sektöründe Beta-Pak'a çoğunluk hisselerini satın alarak ortak oldu.

Elektrik malzemeleri, elektromekanik ve otomasyon alanlarında faaliyet gösteren RSM Grup iki büyük yatırıma imza attı. Kablo rakorları ve medikal sektöründe faaliyet gösteren Bimed'in ve termoform ambalaj makine sektöründe faaliyet gösteren Beta-Pak'ın çoğunluk hisseleri RSM Grup'un oldu. RSM Grup Yönetim Kurulu Başkanı Rıdvan Mertöz, yatırım süreçlerini ve söz konusu şirketlerle ilgili kısa-orta vadedeki projeksiyonlarını detaylandırdı.

"Hedefimiz iki şirketi de global marka yapmak"

Rıdvan Mertöz, iki şirketin ortaklık süreçleriyle ilgili şu bilgileri paylaştı: "Bundan 7 yıl önce Mesan Kilit'i global bir şirkete entegre ederek ülkemize çok ciddi bir döviz girdisi sağlamıştık. Şimdi ise bu iki şirkete yatırım yaparak yine ülkemize döviz girdisi sağlamanın gayreti içerisinde olacağız. Bimed'in ve Beta-Pak'ın yatırım süreçlerini yaklaşık iki yıldır Pragma ile yürüttük. Buradan kendilerine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Bu iki yılın 1 yıllık kısmı aday firmaları inceleyerek geçti. Daha sonra bu firmaları eleyerek azalttık. Uyumlu olduğumuz firmaları mercek altına alarak 6 firma ile görüşmeye başladık. Bize uyumlu olduğunu düşündüğümüz 2 firmaya  eş zamanlı olarak yatırım yapmaya karar verdik. Firmaya yatırım yapmak bir makine veya gayrimenkul almaya benzemiyor. Çok ciddi bir süreçten geçmeniz gerekiyor. Bu kapsamda 2021 yılı sonundaki genel ekonomik durumdaki olumsuzluklara rağmen yolumuzdan dönmeyerek Bimed'in yüzde 60'ını, Beta-Pak'ın ise yüzde 75'ini satın aldık." 

Finlandiya’dan Türkiye’ye yatırım hamlesi

Finlandiyalı global orman işletmeciliği ve kağıt ürünleri şirketi UPM Grubu’nun etiket malzemesi tedarikçisi UPM Raflatac, İstanbul Sancaktepe’deki terminalini yeniledi.

Global etiket malzemeleri tedarikçisi UPM Raflatac, Türkiye’ye yeni bir yatırım yaptı. Türkiye’deki geçmişi 20 seneyi geçen ve etiket pazarına hizmet veren şirketin İstanbul Sancaktepe’deki merkezini 60 milyon lira yatırımla büyüten Finlandiyalı UPM Grubu, 5000 m2 alana konuşlanan yeni etiket terminalinin Türkiye’nin stratejik konumu, üretim ve ihracat potansiyeli ile bölgenin merkez üssü olduğunun altını çizdiler. Türkiye’ye olan güvenlerini dile getiren yetkililer, İstanbul’daki terminalin dünyada 21 ülkeyi eş zamanlı yöneteceğini belirttiler.

Kimya ihracatı Ocak ayında yüzde 30 arttı

Ürün gruplarında ise plastikler ve mamulleri ihracatı, 718 milyon 857 bin dolarla kimya ihracatında ilk sırada yer aldı.

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) verilerine göre, kimya sektörünün Ocak ayı ihracatı 2,13 milyar dolar oldu. Sektörün ihracatı, geçen yıl Ocak ayına göre yüzde 30,60 arttı. 2021 yılında, 2020 yılına göre yüzde 38,79 artışla 25,4 milyar dolarlık ihracat ile rekor kıran sektör, 2022 yılına da olumlu bir başlangıç yaptı.

Kimya sektörünün Ocak ayı ihracat rakamlarını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Pandemi gölgesinde geçen 2021 yılında, özellikle yılın ikinci yarısında lojistik ve tedarik bakımından sıkıntılar yaşayan sektörümüz her şeye rağmen üstün bir performans göstererek yeni bir rekora imza attı. Gerçekleştirdiğimiz 25,4 milyar dolarlık ihracat ile 2021 yılını ikinci sektör olarak tamamladık. 2020 yılına göre sektörümüz yüzde 38,79 büyüdü. Sektörümüz kapasite kullanımıyla, kilogram ortalama birim değeri artışı ile, istihdam artışı ve pazar çeşitliliği ile elindeki enstrümanları kullanarak, ülkemizin büyümesinde etkili olan ihracata en fazla katkıyı veren ikinci büyük sektör oldu. Sektörümüzü bu rekor başarıya ulaştıran tüm ihracatçılarımızı en içten duygularımla kutluyor ve tebrik ediyorum. Bu yıl da güzel bir başlangıç yaptık. Ocak ayında yüzde 30,60 artışla 2,13 milyar dolarlık kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı gerçekleştirdik. Kimya sektörümüz Ocak ayında en fazla ihracat gerçekleştiren ikinci sektör konumunu korudu. Bununla birlikte ihracatını en çok artıran sektörler arasında da ikinci sektör oldu. Ocak ayında en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz ilk üç sektör plastikler ve mamulleri, mineral yakıtlar, mineral yağlar ve ürünler ile anorganik kimyasallar oldu. En çok ihracat yaptığımız ilk üç ülke Hollanda, İtalya ve ABD olurken, Çin ilk on ülke arasına girdi. Ayrıca Singapur’a yapılan ihracat yüzde 2.634,84 artışla dikkat çekiyor. Sektörümüzün ihracatta yakaladığı bu ivmeyi artırmasını diliyoruz. Bu yıl 28 milyar dolarlık ihracata ulaşma hedefimiz doğrultusunda daha fazla yüksek katma değerli ihracat yapmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye Ar-Ge 250 araştırması dünyaya açılıyor

Araştırma, 2022 yılı itibarıyla Türkçe ve İngilizce rapor yayını olarak hazırlanarak dünyadaki kanaat önderleri ve uluslararası basın ile paylaşılacak.

2020 yılında dünyayı ve Türkiye’yi etkisi altına alan COVID-19 virüs salgını, sağlık ve teknoloji başta olmak üzere birçok alanda Ar-Ge faaliyetlerinin ne kadar önemli olduğunu bize tekrar gösterdi. Ar-Ge harcaması yüksek ülkelerin rekabetteki yarattığı fark, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son dönemde bu alana yönelik yatırımların artmasını sağladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) "2020 Yılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Araştırması" sonuçlarına göre; Ar-Ge harcamalarının tutarı geçen yıl bir önceki yıla kıyasla 9 milyar 3 milyon TL artarak 54 milyar 957 milyon TL’ye yükseldi. Bu yükseliş hayatımızın her alanına giren Ar-Ge ve inovasyon kültürünün, ülkelerin gelecek vizyonlarını belirlemede önemli rol oynadığının göstergesi.

Elif, G7® Master Qualification Colorspace sertifikasını “Absolute” derecesiyle yeniledi

Elif, G7® Master Qualification Colorspace sertifikasını 2022 yılında en yüksek puana ulaşarak “Absolute” derecesi ile yeniledi. Böylece, Türkiye’de bu sertifikayı alan ilk flekso baskı şirketi olmasının yanına, sertifikayı yenileyen şirketi olma başarısını da ekledi.

G7®, Idealliance’ın tüm baskı süreçlerinde görsel benzerlik elde etmeye yönelik küresel endüstri lideri özellikler ve yeterlilikleri gösteren bir tarifname seti. G7®Colorspace yetkinliği ile şirket, küresel baskı ve ambalaj tedarik zincirlerine hizmet etmek için baskı tesisinin renk yönetimi, cihaz hizalama ve standardizasyondaki lider yeteneklerini vurguluyor.

Şirket, Ekim 2020’de G7® Master Qualification Colorspace Sertifikası’nı kazanmasını takiben, 2021 yılında da süreçlerinde G7® metodolojisinden yararlanmaya devam etti.

Elif’in “Absoulte” derecesi ile en yüksek puanı aldığı sertifika yenileme sürecine Tasarım Merkezi Müdürü, Özcan Korkmaz öncülük etti. Korkmaz konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Tesisimizin, dünyanın küresel olarak kabul görmüş en değerli proses kontrol kalifikasyonu G7® Master Colorspace’de yer almasından gurur duyuyoruz. Şirketimizde ölçülebilir ve öngörülebilir standartlarımız ve sürekli bir renk yönetimi sürecimiz var. Kazandığımız bu derece, G7® metodolojimizin işe yaradığının bir kanıtıdır.”

Greenplast fuarında plastik, teknoloji ve sürdürülebilirlik öne çıkacak

Promaplast tarafından İtalya Milano’da ilk kez düzenlenecek olan fuar, plastik-kauçuk işleme teknolojileri ve malzemelerine yönelik yeni bir buluşma noktası olacak.

Fiera Milano işbirliği ile 3-6 Mayıs 2022 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Greenplast, çevresel sürdürülebilirlik, enerji verimliliği, Azalt-Yeniden Kullan-Geri Dönüştür ve döngüsel ekonomiye yönelik yenilikçi çözümler sunan firmaların yanı sıra tüm plastik ve kauçuk tedarik zincirine Rho-Pero’da ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Fuar, firmaların yıllardır yatırım yaptığı makro alanlar, dinamizm ve rekabet gücünü bir kez daha gözler önüne sermesine öncülük edecek.

Promaplast (AMAPLAST-Ulusal Plastik ve Kauçuk Makine ve Kalıp Üreticileri Birliği'nin yönetim şirketi) tarafından düzenlenen Greenplast, İtalyan ve yabancı ziyaretçilerin, özellikle Endüstri 4.0 alanında sektörün yeni teknolojik olanaklarını değerlendirmelerine olanak tanıyacak. Fuarda ayrıca özellikle gelişmiş ülkelerde çevre bilincinin yıllar önce ortaya çıkmasından bu yana yüksek teknoloji profiliyle tüm dünyada öne çıkan “Made in Italy” markasına vurgu yapılacak.

İKMİB başkanlığına yeni aday

İKMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Özcan Doğu Kaya yeni dönemde İKMİB başkanlığına adaylığını açıkladı

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (İKMİB) mevcut yönetiminde Başkan Yardımcısı olarak dört yıldır çalışmalarını yürüten ve aile şirketi Derby Konveyör Bant Sanayi ve Ticaret A.Ş. İş Geliştirme ve Teknolojik Gelişmelerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Özcan Doğu Kaya, Nisan 2022’de yapılacak seçimlerde İKMİB başkanlığına aday olduğunu duyurdu.  

Kaya, sektörel ihracat stratejileri geliştireceklerini, bünyesinde akredite test merkezi ve AR-GE altyapılarını güçlendirecek bir platform bulunduracak Kimya Teknoloji Merkezi’ni zaman kaybetmeden hayata geçireceklerini vurguladı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi bünyesinde yer alan İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçılar Birliği’nin (İKMİB) Nisan 2022’de yapılacak başkanlık seçimlerine, mevcut yönetimde Başkan Yardımcısı olarak görev alan Özcan Doğu Kaya Birlik Başkanlığına aday olduğunu açıkladı. Küresel ticarette oyunun kuralının değiştiğine dikkat çeken Kaya; İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçılar Birliği’nin mevcut yapısını yeni dünyanın kurallarına uygun olarak güçlendireceklerini söyledi. Kaya, İKMİB Başkanlığına kimya sektörünün dönüştürücü gücünü harekete geçirecek; kapsayıcı, katılımcı, yenilikçi, yaratıcı ve dinamik bir yönetim anlayışıyla talip olduğunun altını çizdi. 

Fakir’den 30 milyon dolarlık üretim tesisi yatırımı

Yapay zekâ teknolojisi başta olmak üzere ileri teknolojili ürünlerin üretimine ayrılacak tesis, 2022 yılının son çeyreğinde faaliyete geçecek.

Uluslararası marka kimliği ile Almanya Stuttgart ve Türkiye’de Çorlu’da üretim faaliyetlerine devam eden Fakir Hausgeräte, Orhanlı’da bulunan 37 dönüm arazisine 30 milyon dolarlık yeni bir yatırım yapma kararı aldı. Toplam 25 bin metrekarelik kapalı alanda yapay zekâ, artırılmış gerçeklik, biyoteknoloji, Bluetooth ve IOT (nesnelerin interneti) teknolojili ürünlerin üretimine 2022 yılının son çeyreğinde başlanacak. Tesiste üretilecek ürünlerin yüzde 75’inin Avrupa, Amerika ve Rusya pazarına ihraç edilmesi hedefleniyor.

Yakın dönemde Deloitte Digital ile birlikte stratejik bir çalışmayı hayata geçiren şirket, başta Türkiye pazarı olmak üzere faaliyet gösterdiği tüm pazarlara yönelik yeni hedefler belirledi. Fakir Hausgeräte 2024 yılsonu itibarıyla Türkiye pazarı cirosunu üç kat artırmayı ve yeni tesisinin de katkısıyla üç milyonu aşkın katma değeri yüksek ürün satışına ulaşmayı hedefliyor.

Çöpe attığınız pet şişe, aslında üzerinizdeki giysinin ipliği

Resmi Gazete’nin 31 Aralık 2021 tarihinde yayınlanan “Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Atıkların İthalat Denetimi Tebliği” kapsamındaki plastik atıkların ithalatının serbest bırakılması, geri dönüşüm sektörüne rahat bir nefes aldırdı.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı Şener Gençer,  yayınlanan Tebliğ ile kaynağında ayrı toplanmış ve mekanik ayırma yoluyla vasfına göre ayrıştırılmış ambalaj malzemesi atıklarının ithalatına izin verildiğini hatırlattı.

“Çöp ithal ediyoruz demek bilgisizlik”

Türkiye’de çok güçlü ve teknolojik altyapısı her geçen yıl artan bir geri dönüşüm sektörü olduğunu kaydeden Gençer, “Her türlü atığı geri dönüştürebilme kabiliyetine sahip sanayicilerimiz, gerek imalat sanayimize gerekse ülke ekonomisine hammadde üreterek ciddi katma değer ve istihdam yaratıyor. Bu insanları ‘Türkiye’ye çöp ithal ediyorlar, ülkemizi çöplüğe çeviriyorlar’ şeklinde suçlamak en hafif deyimi ile bilgisizliktir” dedi.

2050 yılında dünya üzerinde kullanılan plastiklerin yüzde 60’ının geri dönüşüm kaynaklı olacağına dikkat çeken Şener Gencer, Türkiye’de başta yerel yönetimler olmak üzere atık yönetiminin tüm paydaşlarının Ulusal Eylem Planı etrafında birleşmeleri gerektiğini vurguladı.

Dünya üzerinde ülkelerin evsel ve endüstriyel atıklarına “enerji kaynağı” ve “çöp” olarak ayrıştığını, Türkiye’nin son yıllarda atıkların ayrıştırılmasında ilerleme kaydetmesine rağmen hâlâ ikinci kategorideki ülkeler arasında yer aldığına dikkat çeken Gençer, şu değerlendirmeyi yaptı:

 “Resmi Gazete’de yayınlanan Tebliğ ile ithalatı serbest bırakılan plastik atıklar içinde Polietilen Tereftalat (PET), Polioksimetilen (POM), Akrilik Polimer, Polikarbonat, Poliamid ve farklı polimer türlerinden oluşan şişe formundaki ürünler bulunuyor. Bu ürünler, geri dönüştürüldükten sonra başta tekstil sanayimizde polyester iplik üretiminde olmak üzere pek çok sanayi kolunun hammaddesi oluyor. Aklı başında hiç kimse ithal ettiği çöpün tonuna 250 ilâ 800 Euro arasında para vermez. Vatandaşımız, geri dönüşüm kutusu yerine çöpe attığı pet şişenin, üzerine giydiği elbiseye ya da akşam üzerine örttüğü battaniyeye dönüştüğünü bilmiyor. Bu durumun farkında olsa, eminiz çok daha farklı davranır. Türkiye’de geri dönüşüm sektöründe kullanılan plastik atıklar içinde yurt içinde toplanıp kullanılmayan bir gram plastik atık bile bulunmuyor. Yurt içinde kaynağında dönüştürülen plastik atıkların oranı yüzde 15’i bile bulmuyor. Plastikte 1 birim geri kazanılmış malzeme ile 1 birim orijinal malzemenin elde edilmesi arasında 8 kat enerji ihtiyacı farkı var. Yeşil Mutabakat sürecinde ülkeler geri dönüşüm sektörüne çok daha fazla önem vermek zorunda. Vatandaşlarımızın, sadece plastik atıkların değil, her türlü evsel ve endüstriyel atıkların birer milli servet olduğunun bilincinde olması gerekiyor.”

Yünsa 8,7 milyon pet şişeyi kumaşa dönüştürdü

Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için sürdürülebilir üretim konusundaki faaliyetlerini artıran Yünsa, dünyaca ünlü moda markaları için sürdürülebilir kumaş koleksiyonları tasarlıyor. Koleksiyonlarını hazırlarken sürdürülebilir moda anlayışını merkeze alan şirket, doğada çözünebilen çevre dostu kumaş üretiminin yanında geri dönüştürülen malzemelerden de kumaş üretimi yapıyor. Döngüsel ekonomi modelini uygulayarak atıkları geri dönüştürmeyi ve doğal kaynak kullanımı azaltmayı hedefleyen şirket, bu kapsamda ABD merkezli geri dönüşüm firması Unifi firması ile işbirliği yaparak atık pet şişelerden kumaş üretimi yapıyor.

Doğayı koruyan üretim anlayışı

Üretimlerinin merkezinde çevre dostu uygulamalar, sürdürülebilir çözümler ve inovasyonun yer aldığını belirten Yünsa Genel Müdürü Mustafa Sürmegöz, “Doğayı koruyan üretim anlayışımız doğrultusunda, koleksiyonlarımızda daha az doğal kaynak tüketilerek ve geri dönüştürülmüş malzemeler kullanılarak üretilen ürünler sunmaya önem veriyoruz. Bu kapsamda dünyanın en etkin geri dönüşüm firmalarından Unifi ile işbirliği yaparak, atık pet şişelerin geri dönüştürülmesiyle üretilen özel REPREVE® elyaf karışımlı kumaşlar üretiyoruz. Bugüne kadar koleksiyonlarımızda 147 bin kilogramdan fazla REPREVE® elyaf kullanarak, yaklaşık 8,7 milyon pet şişeyi kumaşa dönüştürdük. Böylece toplamda 2 milyon 283 bin 530 kilovat saat enerji ve 746 bin 243 litre su tasarrufu sağladık. Diğer bir deyişle, 83 hanenin 1 yıllık elektrik tüketimine denk gelen enerji tasarrufu veya 1.022 kişinin 1 yıllık içme suyu ihtiyacı kadar da su tasarrufu sağlamış olduk” dedi

Yarınlara fayda sağlamak için birlikteyiz

Unifi Asya Pasifik Başkanı Hongjun Ning, “Unifi’nin sertifikalı ve izlenebilir REPREVE® geri dönüştürülmüş elyafını kullanarak, çalışmalarına sürdürülebilirliği dahil eden küresel markamızı ve perakende ortaklarımızı desteklemek için Türkiye'de Yünsa ile iş birliği yapmaktan büyük heyecan ve gurur duyuyoruz. Yünsa ile gerçekleştirdiğimiz bu ortaklık sayesinde, sürdürülebilir performans ürünleriyle müşterilerimize sunduğumuz ürünleri genişletmeye devam ediyor ve yarınlara fayda sağlamak için birlikte çalışıyoruz” diye konuştu.

Etapak geri dönüştürülmüş pet şişelerden etiket üretti

Türkiye’de bir ilk olan proje, “WorldStar 2022” yarışmasında ödüle layık görüldü

Pet şişelerin geri dönüşüm süreciyle yeniden kullanımı uzun yıllardır kullanılan bir teknoloji. Ancak bu şişelerin üzerinde yer alan etiketlerin, yeniden kazanılmasını sağlayacak pet malzeme kullanımı günümüz teknolojisinde henüz yaygın değil. Özgörkey Holding şirketlerinden Etapak Ambalaj, bu etiketleri de geri dönüşüme kazandırmak üzere geliştirdiği “Geri Dönüştürülmüş PET ile Üretilmiş Sarmal Etiket” projesi ile Dünya Ambalaj Örgütü tarafından düzenlenen ve 37 ülkeden 440 projenin başvurduğu “WorldStar 2022” yarışmasında ödüle layık görüldü. Proje kapsamında geri kazanılan atık pet şişelerden sarmal etiket üretiliyor. Böylece hem etiket üretiminde bir tür petrokimya ürünü olan OPP kullanımının önüne geçiliyor hem de etiketler geri dönüşüme kazandırılıyor.

Etiket ve pet şişe birlikte dönüştürülebiliyor

Coca-Cola İçecek fikir önderliği ve Meltem Kimya iş birliği ile Etapak Ambalaj Ar-Ge Merkezi’nde geliştirilen proje kapsamında, geri dönüşümden toplanan pet şişeler, etiket formunda dönüştürülerek şişe üzerinde kullanılabiliyor. Bu şişeler tüketicinin kullanımından sonra yeniden geri dönüşüm döngüsüne giriyor. Üstelik etiketler de pet malzemeden üretildiğinden, geri dönüşüm esnasında pet şişe ile birlikte yeniden kazanılabilir forma dönüşüyor. Etapak Ambalaj’a WorldStar 2022’de ödül getiren projede de etiketin yüzde 20’si geri dönüştürülmüş pet şişeden elde edildi.

Armağan Özgörkey: “Sorumlu üretim ve tüketimi odağımıza alıyoruz”

Geri dönüştürülmüş pet şişeden etiket üreten Türkiye’de ilk, dünyada da sayılı şirketlerden biri olduklarını söyleyen Özgörkey Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Armağan Özgörkey, “Günlük hayatımızın bir parçası olan pet şişelerin geri dönüşüme kazandırılması, tıpkı diğer geri dönüştürülebilir ürünler gibi iklim krizinin eşiğinde olan dünyamızı korumak adına çok önemli bir süreç. Ancak bu şişelerdeki etiketlerin geri dönüştürülememesi nedeniyle hem ayrıştırma işlemi yapılması gerekiyor hem de geri dönüşüm oranı azalıyor. Biz de faaliyetlerini Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında yer alan ‘Sorumlu Üretim ve Tüketim’ hedefi odağında sürdüren bir şirket olarak bu konu üzerinde çalışmaya başladık. Başarıyla tamamladığımız bu projenin, sektörümüzün uluslararası arenadaki en prestijli etkinliğinde takdir edilmesinin gururunu yaşıyoruz” dedi.

Hifyber, doğada çözünebilen hammaddelerden “filtrasyon çözümleri” üretiyor

Endüstriyel filtrasyonda, HVAC sistemlerinde ve yüz maskesinde kullanılmak üzere geliştirdiği “Nanofiber Filtre Medyası”nı çevreye duyduğu sorumluluk bilinci ile doğada çözünebilen ham maddelerden üreten Abalıoğlu Holding bünyesinde faaliyet gösteren Hifyber, sürdürülebilirlik yolculuğunda emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor.

“Atıksız Yaşam, Yeşil Gelecek” 

 “Atıksız Yaşam, Yeşil Gelecek”  felsefesiyle gelecek nesillere; daha yeşil ve daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için Ar-Ge faaliyetlerine yön veren şirket, geliştirdiği verimli ve doğada çözünebilir filtrasyon çözümleri ile hem paydaşlarının yararına kazanç sağlamayı hem de toplum için değer yaratmayı hedefliyor. 

Odağı: çevre, insan ve inovasyon 

“Dünyamızın geleceği için sürdürülebilirliği tüm süreçlerimizin merkezine yerleştirmek zorundayız, ancak bu yolla değer yaratabiliriz” diyen Hifyber Genel Müdürü Ahmet Özbecetek, şirketlerinin sürdürülebilirlik hedeflerini, Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu hale getirdiklerini ifade etti. Özbecetek, sözlerine şöyle devam etti: “Hızla artan dünya nüfusu ve küresel iklim krizinin çevresel faktörleri, ekosistemimizi tehdit ediyor. Hifyber olarak kuruluşumuzdan bu yana geliştirdiğimiz filtrasyon çözümleri ile düşük karbon ekonomisini destekliyoruz. Sürdürülebilir gelecek için çalışmalarımızı; çevreyi, insanı ve inovasyonu odağımıza alarak yürütüyoruz. Bu kapsamda sürdürülebilirlik kavramını, iş süreçlerimizin merkezi olarak görüyor ve tüm Ar-Ge süreçlerimizi, çevresel etkimizi en aza indirecek şekilde kurguluyoruz.

Depozito İade Sistemi geri dönüşüme katkı sağlayacak

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ürünlerin satın alımı aşamasına depozito ücreti tahsili ve boş ambalajların geri getirilmesine istinaden depozito ücretlerinin iadesi sürecinin henüz başlamadığını açıkladı. Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı Zeki Sarıbekir, ‘Depozito İade Sistemi’nin ilk aşamasında kayıt altına alma işlemlerinin başlayacağını ve sistemle ilgili düzenlemeler için ise Türkiye Çevre Ajansı Başkanlığı’nın yapacağı açıklamaların beklendiğini vurguladı. Bakanlık ve Ajans içeceklerin satışından, ambalajlarının geri dönüşümüne kadar süregelen tüm aşamaları takip edecek.

Konuyla ilgili görüşlerini aktarmaya devam eden Zeki Sarıbekir, “Depozito İade Sistemi’nin ilk aşamasında, 2022 Ocak ayından itibaren bu sisteme dahil edilecek ambalajlara yönelik standartların belirlenmesi ve bu standartlara uygun ambalajlarla piyasaya sürülen içeceklerin kayıt altına alınması işlemlerinin yapılmasını bekliyoruz. Bu işlem belli bir süre alacaktır. Piyasaya sürülen içeceklerin kayıt altına alınmasından sonra başlangıçta PET, Cam ve Alüminyum içecek ambalajlarında zorunlu olması; sonrasında HDPE ve Kompozit içecek ambalajlarının da bu sisteme dahil edilmesi planlanıyor. Ürünlerin satın alımı aşamasına depozito ücreti tahsili ve boş ambalajların geri getirilmesine istinaden depozito ücretlerinin iadesi süreci henüz başlamadı” dedi.

Ülke ekonomisine dev katkı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayınlanan Ambalaj Bülteni verilerine göre yurtiçinde piyasaya sürülen ambalajların ortalama yüzde 50’si geri kazanılıyor. Ambalajın geri dönüşümüyle ülke ekonomisine ve çevreye çok büyük katkı sağlanabileceğini uzun zamandır vurguladıklarını dile getiren Zeki Sarıbekir, içecek ambalajlarına uygulanacak zorunlu depozito ile kaynağında ayrı ve temiz toplama yapılacağını, böylece geri dönüşüme uygun ham madde elde edilerek hem sektörümüze hem de ülke ekonomimize büyük katkı sunulacağını ve atık ithalatının da sona ereceğini tekrarladı.

Ambalaj üretiminde 'Sürdürülebilirlik' ve 'Çevre' faktörlerinin belirleyici olduğunun altını çizen Zeki Sarıbekir, “Sürdürülebilir kalkınma hedefleri, döngüsel ekonomi ve yeşil mutabakat konuları büyük önem taşıyor. Sürdürebilir kalkınma hedefleri kapsamında bizim için en önemli olan nokta ise ‘Sorumlu Üretim ve Tüketim’ konusu. Ülke olarak üretim ve tüketim döngüsünde bu çerçevede yol almalıyız. Depozito İade Sistemi’nin de geri dönüşümün artması ve çevreyle uyumlu büyüme modeli için önemli bir adım olacağına inanıyoruz. ‘Depozito İade Sistemi’ ile piyasaya sürülen ambalajların yüzde 20’sini oluşturan içecek ambalajlarının temiz toplanması hedefleniyor” dedi.

Adil Pelister, İKMİB Başkanlığı’na yeniden aday oldu

İKMİB’de önümüzdeki icraat dönemi için yeniden Başkan adaylığını açıklayan Adil Pelister, 40 milyar dolarlık ihracat hedefi ile Türk kimya sektörünü küresel ticarette geleceğe taşıyacak ve sanayide dijital dönüşüme öncülük edecek yeni bir ekosistem kuracaklarını belirtti.

Türk kimya ihracatının çatı kuruluşu İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği İKMİB’de, yeni dönem için BETA Kimya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister yeniden adaylığını açıkladı. 

2021 yılı hedefinin yüzde 25 üzerine çıkarak toplam 25,4 milyar dolarlık rekor ihracat ile ikinci sıradaki yerini korumayı başaran kimya sektörü, 2030 yılı için belirlenen stratejik adımlar ve yüksek teknoloji temelli gelecek vizyonuyla birlikte 40 milyar dolarlık ihracat hedefine odaklanacak. 

Pelister: “Sözümüzü tuttuk ve kimya ihracatçılarımızın önünü açtık”

2018 yılındaki seçimin ardından güçlü bir yönetim kurulu ile göreve başladıklarını ve kimya ihracatçısına verdikleri sözleri tutmanın gururunu yaşadıklarını belirten Adil Pelister, “Göreve gelir gelmez, ihracatçılarımıza tanınan Yeşil Pasaport hakkının üst sınırının indirilmesiyle ilgili sözümüzü yerine getirdik. Bakanlıklarımız nezdinde yaptığımız girişimler ile ihracat alt sınırının 500 bin dolara çekilmesine öncülük ederek, pasaport süresinin de 2 yıldan 4 yıla uzatılmasını sağladık. Kimya sektörümüzün ham madde ile yarı mamuldeki ithalat bağımlılığını azaltmak, yerli ve milli üretimi artırmak amacıyla ‘Türk Kimya Sektörü Yatırım Öncelikli Ürünler’ raporumuzu hazırladık. Ve ne mutlu ki; yatırımda stratejik öncelik verdiğimiz 103 ürün grubundan 98’inin, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın ‘Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Sağlık ve Kimya Ürünleri Destek Programına’ alınmasını sağladık. Dünyanın dört bir yanından birçok büyük firmanın satın alma heyetlerini, kimya ihracatçılarımızla buluşturduk. Ar-Ge ve Ur-Ge gruplarımızla üretim ile ihracatı artıracak önemli projeleri destekledik.  Söz verdiğimiz gibi ihracatta kimyanın kalıcı ikinciliğini yakaladık ve Cumhuriyet tarihinin rekor ihracat rakamlarına ulaştık. Kimya ailesi olarak bu sıçramayı birlikte başardık. Önümüzdeki dönemde, kimyada yüksek katma değer yaratma hedefiyle sektörümüzü geleceğe taşıyacak stratejik adımlar atacağız. 2030 vizyonumuzla kimya ihracatını geleceğe taşıyacak ve yine birlikte başaracağız” dedi.

Arkema, Güney Afrika’da yapıştırıcılardaki konumunu güçlendiriyor

Arkema, ahşap işleme, paketleme, inşaat ve DIY için yapıştırıcı çözümleri ile faaliyet gösteren Güney Afrika’nın Permoseal şirketinin satın alınması teklifini duyurdu. Permoseal’in, Alcolin® dâhil olmak üzere tanınmış markaları ve kapsamlı yüksek performanslı yapıştırıcı teknolojilerinin, Bostik’in bölgede sunduğu ürün portföyünü tamamlayarak ve Güney Afrika ile Sahra Altı Afrika’nın dinamik endüstriyel, inşaat ve DIY pazarlarındaki konumlarını güçlendirmesi hedefleniyor.

Permoseal, ambalajlamanın yanı sıra duvar ve zemin hazırlığı, yenileme ve su yalıtımı için geniş bir yelpazede teknik ve sürdürülebilir çözümler sunuyor. Güney Afrika’nın perakende zincirlerinde önemli bir varlığa sahip olan Permoseal, bölgedeki Bostik® ve Evo-Stik® markalarının tek distribütörü olarak faaliyet gösteriyor. 2021’deki satışları yaklaşık 44 milyon € olan şirket, ülkede iki üretim tesisi işletiyor. Önerilen bu satın alma ile şirket, Bostik® ve Den Braven® markalarının zaten yerleşik olduğu DIY yapıştırıcılar sektöründe, Güney Afrika’daki varlığını güçlendirecek. Ürün portföylerinin tamamlayıcılığı, Bostik’in Güney Afrika inşaat pazarındaki müşterilere sunduğu hizmeti çoğaltmasına ve özellikle bina yenileme pazarında artan talepten yararlanarak, bölgedeki büyümesine devam etmesine olanak sağlayacak. Proje aynı zamanda Bostik’in ambalaj yapıştırıcıları alanındaki konumunu sağlamlaştırmasına ve Güney Afrika pazarında endüstriyel sektör için sunduğu sürdürülebilir çözümler yelpazesini genişletmesine de katkıda bulunacak.

Arkema Grubu’nun “yapıştırıcı çözümler” segmentini büyütme stratejisiyle uyumlu olan bu hızlı satın almanın, 2022’nin ikinci çeyreğinde tamamlanması öngörülüyor.

Modalife’ın hedefi daha yeşil bir gelecek

Şirket, plastik hammadde ihtiyacının tümünü kendi bünyesindeki geri dönüşüm tesisinden karşılıyor.

Tüketicilerin ihtiyaç ve beklentilerini her zaman göz önünde bulundurup, bu ihtiyaç ve beklentileri kalite, tasarım ve konforun ulaşılabilir halini sunarak karşılamayı hedefleyen Türkiye’nin önde gelen mobilya üreticisi Modalife, sürdürülebilir bir gelecek için yaptığı çalışmalara hız kesmeden devam ediyor.

Biyokütle İzin Belgesi’nin ardından “Sıfır Atık Belgesi”

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde; doğal kaynakları verimli kullanmak, atık miktarını azaltmak ve atıkları geri kazanmak için başlatılan Sıfır Atık Projesi kapsamında, “Sıfır Atık Belgesi” alan şirket, çok önemli projelerle yeşil bir gelecek inşasına katkılarını sürdürüyor.

2021 yılı Ocak ayı itibariyle Sıfır Atık Sistemine dâhil olan Modalife fabrikalarında tüm çalışanlar bilgilendirilirken atıkların kaynağında ayrıştırılması konusunda eğitimler veriliyor. Çalışma alanlarına geri dönüşüm kutuları yerleştirilirken 2022 yılında da çevreye artı değer katmak adına Sıfır Atık ile ilgili yeni hedefler planlanıyor. 

2016 yılında ‘Biyokütle İzin Belgesi’ alan şirkette, üretimden çıkan talaşlar silolarda toplanıp ısınmada kullanılırken sünger artıkları da kırpılıp kırlentlerin doldurulmasında değerlendiriliyor. Tekstil atıklarının azaltılması için yapılan Ar-Ge çalışmaları sonucunda firenin yüzde 10 seviyesine inmesi, çevre açısından başka bir sevindirici gelişme olarak değerlendiriliyor.

Batı Polimer Genel Müdürü Berat Güzelel Plastik sektörü ihracatında yüksek katma değerli ürün şart

İki yılı geride bırakan pandeminin emtia fiyatlarında yarattığı dalgalanma sürerken, Avrupa ile Asya arasında kopan tedarik zincirlerinin Türkiye’deki üreticilere büyük fırsatlar sunduğunu belirten Batı Polimer Genel Müdürü Berat Güzelel, bu durumun Türkiye’deki üreticileri zorlamasına rağmen, yüksek katma değerli plastiklerin üretiminde önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti.

Türkiye ortalamasının üzerinde, rakiplerin gerisinde

2021 yılında 8,7 milyar dolar ihracat başarısı gösteren Türk plastik sektörünün kilogram başına ihracat değerinin Türkiye ortalamasının iki buçuk kat üzerinde olmasına rağmen, dünyadaki rakiplerin oldukça gerisinde kaldığına işaret eden Güzelel, “Japonya 17,6 Dolar, Almanya’da 5,9 Dolar, Çin’de 3 Dolar olan kilogram başına ihracat değeri Türk plastik sektöründe 2,4 Dolar seviyesinde. Bu başarıyı daha tatmin edici seviyeye taşımamız için mühendislik plastikleri başta olmak üzere katma değeri yüksek ürünlerin üretimine ve nihai ürünlerde daha fazla yer almasına yoğunlaşmamız gerekiyor” dedi.

Batı Polimer Genel Müdürü Berat Güzelel, son bir yılda polimer grubu hammaddelerin fiyatlarında yüzde 70 ilâ yüzde 130 arasında oranlarda artış yaşandığını, Türkiye’de ise kurlardan kaynaklanan yüzde 60’lık ek bir artışın üreticilerin maliyet kalemlerine eklendiğini hatırlattı.

Prof.Dr. Mehmet Atilla Taşdelen IUPAC’ta ülkemizi temsil edecek

Prof.Dr. Mehmet Atilla TaşdelenYalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Polimer Malzeme Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Atilla Taşdelen Uluslararası Temel ve Uygulamalı Kimya Birliği’nin (IUPAC) çalışma gruplarında ülkemizi temsil edecek bilim adamları arasında yer aldı.

Türk Kimya Derneği’nin 1958 yılından bu yana ülkemizi temsilen üyesi olduğu Uluslararası Temel ve Uygulamalı Kimya Birliği’nin (IUPAC- International Union Pure and Applied Chemistry) çalışma gruplarında (Division) ülkemizi temsilen yer alacak bilim insanları açıklandı. 2022-2023 yılında Polimer Kimyası alanında ülkemizi temsil etmek için seçilen isim Prof. Dr. M. Atilla Taşdelen oldu.

Prof. Dr. M. Atilla Taşdelen, IUPAC temsilciliğiyle ilgili yaptığı açıklamada: “Elimizden geldiğince katkı vermek, ülkemizi polimer kimyası alanında IUPAC’ta başarıyla temsil etmek istiyoruz” derken IUPAC’ın kimya alanında bilimsel çalışmalara yön veren öncü bir kuruluş olduğunu belirtti.

Özel sektör firmalarıyla çok yönlü ortak projeler

Aktif olarak danışmanlığını yaptığı 9 doktora öğrencisi ve 3 yüksek lisans öğrencisi ile beraber farklı firmalarla ortak projeler yürüttüklerini belirten Taşdelen, “Bunlar arasında polimerlerin işlenmesi, özellikle kablo sektörüne yönelik güç tutuşur kablolar, biyobozunur polimerler ile tarımsal atıkların birleştirilmesi üzerine yenilenebilir kaynaklı polimerler üzerine çalışmalarımız var. Üç boyutlu yazıcılarda kullanılan filamentlerin özelliklerini iyileştirmek, akrilik elyafları güç tutuşur hale getirmek, kompozit sektörüne yönelik kompozitlerin üretiminde foto kürlenme dediğimiz ışıkla kürleme yöntemiyle kompozit malzemelerin yerinde tamir edilmesi konularında araştırmalarımız bulunmaktadır. Yine geri dönüşüm sektöründe de esnek plastik atıkların üzerinde mürekkep giderim üzerinde bir projemiz var. Ayrıca Türkiye’nin öncü ambalaj firmalarından biri ile ortak bir proje sürecimiz var” ifadelerini kullandı.

FANUC, hız ve esnekliğini ROBOSHOT α-SiB ile Plast Eurasia İstanbul Fuarı’nda bir kez daha kanıtladı

Otomasyon endüstrisinde CNC kontrolör, robot ve makinelerin geliştirilmesine öncülük eden FANUC, dünya plastik endüstrisini buluşturan Plast Eurasia İstanbul Fuarı’nda fabrika otomasyonuna dair yenilikçi çözümlerini ziyaretçilerle buluşturdu. FANUC’un lansmanını gerçekleştirdiği ROBOSHOT α-SiB; hızı, esnekliği ve hassasiyetiyle fuarın en dikkat çeken ürünleri arasında yer aldı.

Japonya merkezli CNC, robot ve makine üreticisi FANUC, bu yıl 1-4 Aralık 2021 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Plast Eurasia İstanbul 2021, 30. Uluslararası İstanbul Plastik Endüstrisi Fuarı’nda yer aldı. Plastiğin alanına giren en yeni ürün ve teknolojilerin sergilendiği fuarda ROBOSHOT’ın yeni serisi ROBOSHOT α-SiB’i ilk kez tanıtan FANUC, 6 eksen robot entegre ettiği 2K (çift bileşenli) makinesini de ziyaretçilerle buluşturdu. İki ürünüyle ROBOSHOT’ın hassasiyetini gösteren markanın ürünleri, fuarın en dikkat çekenleri arasında yer aldı.

Avrupalı ziyaretçilerden FANUC ürünlerine büyük ilgi

Fuar sonrası açıklamalarda bulunan FANUC Türkiye Genel Müdürü Teoman Alper Yiğit, “Plast Eurasia İstanbul 2021 Fuarı’nı, katılımcıların yoğun ziyareti ile plastik sektörü adına verimli bir şekilde tamamladık. Geçtiğimiz sene salgın nedeniyle yapılamayan bu organizasyona ilgi beklenenden çok daha fazlaydı. Almanya, Azerbaycan, Bulgaristan, Romanya, Cezayir, Filistin, Hırvatistan, Irak, İran, İtalya, Libya, Rusya, Polonya, Ukrayna olmak üzere birçok ülkeden katılımcıyı standımızda misafir ettik. İlk defa katıldığımız bu fuarda, ziyaretçilerimizden olumlu dönüşler aldık. Bir yandan teknolojimizi sergilerken diğer yandan başarılı projelere imza atarak yeni çözüm ortaklarımız ile çalışmaya başladık. Dünyada 108 ülkede faaliyet gösteren FANUC ürünlerine Avrupa ülkelerinde yaşayan ziyaretçilerimiz yoğun ilgi gösterdi” dedi.

Hızlı, esnek ve kararlılık tabanlı FANUC ürünleri, fuarın parlayan yıldızı oldu

Fuarda tanıtımını gerçekleştirdikleri ürünler hakkında bilgi veren Yiğit, şunları söyledi: “Fuarda bir önceki nesil ROBOSHOT modellerine göre hızı ve esnekliğiyle öne çıkan ROBOSHOT α-SiB ve 6 eksen robot entegre edilen 2K (çift bileşenli) makinemizi sergiledik. Böylelikle iki projemizle FANUC ROBOSHOT’ın hassasiyetini kanıtlamış olduk. % 100 FANUC mantığı ile üretilen makinelerimizin çalışma prensibini ve sistemlerimizin avantajlarını, fuar alanında müşterilerimize sergilediğimiz projeler üzerinden gösterdik. Ayrıca yeni SiB serisi makinemiz ile çözüm ortaklarımıza sunduğumuz yenilikleri de doğrudan aktarma fırsatını yakaladık. Standımıza gelen ziyaretçilerimiz FANUC ROBOSHOT’ın kendine özgü tasarımı ve kullanıcı dostu arayüzünü çok beğendiler. Ayrıca birçok opsiyonu standart olarak barındıran bu özel seri makinelerimizin, uygulama noktasında yapay zekaya dayalı çalışması büyük bir ilgi gördü. CNC işleme merkezlerimizde yer alan servo sistemin aynısını FANUC ROBOSHOT’da da kullanıyor olmamız, hassasiyet ve kararlılık açısından müşterilerimizin oldukça ilgisini çekti.”

FANUC