Thursday, Feb 29th

Last updateMon, 26 Feb 2024 6am

You are here: Home News

Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri sahiplerini buldu

ÇEVKO Vakfı tarafından bu yıl 2. kez verilen Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri, 19 Aralık 2023 tarihinde gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu. 

Bu yıl GCA’nın ana sponsorluğu, Coca-Cola İçecek ve Uludağ İçecek’in bronz sponsorluk desteğiyle düzenlenen Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri ile üniversite öğrencilerinin ambalaj tasarımı, atık yönetimi ve sosyal sorumluluk alanında özgün çevre dostu ürün, uygulama ve proje geliştirmelerinin teşvik edilmesi, üniversite-sanayi iş birliğinin sağlanması hedefleniyor.

ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, ödül töreninde yaptığı konuşmada, “Yeşil Nokta”nın genişletilmiş üretici sorumluluğunun bir göstergesi olduğunu, ekonomik işletmelerin; piyasaya sürdükleri ürünlerin ambalajlarının geri kazanımı ile ilgili sisteme mali bir katkı sağladığı anlamına geldiğini ve markanın Türkiye’deki tek yetkilisinin ÇEVKO Vakfı olduğunu paylaştı. Yeşil Nokta’nın 540 milyonu aşkın tüketiciyi kapsadığını ve her yıl Yeşil Nokta markasıyla işaretlenen ambalaj adedinin 400 milyarı aştığını belirten İmer Türkiye’de ÇEVKO Vakfı’ndan Yeşil Nokta lisansı almış şirket sayısının da 2023 yılı itibarıyla bin 335’e ulaştığını açıkladı. İmer, “Yeşil Nokta ile ilgili yapılan tüketici araştırmaları, her 10 kişiden 7’sinin Yeşil Nokta işaretini tanıdığını, Yeşil Nokta’yı tanıyan her 3 kişiden 1’inin satın aldığı ürünün Yeşil Noktalı olmasına dikkat ettiğini ortaya koyuyor. Sanayi, Basın ve Öğrenci ana başlıklarında verdiğimiz ve gelenekselleşen Yeşil Nokta Ödüllerimizle, çevre dostu sorumlu üretim ve tüketim alanında örnek çalışmaları ödüllendirmeyi ve teşvik etmeyi amaçlıyoruz” dedi. 

İmer sözlerini “Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri, özveriyle ve titizlikle çalışan, değerli jüri üyelerimizin katkılarıyla belirlendi. Jüri üyelerimiz Doç. Dr. Füsun Servin Tut Haklıdır, Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan Feyzioğlu, Prof. Dr. Gürbüz Güneş, Dr. Hakan Ertem, Hülya Ataman, Dr. İrem Daloğlu Çetinkaya ve Dr. Öykü Özden Gül’e değerli çalışmaları için teşekkürlerimi sunar Yeşil Nokta Öğrenci ödülü alan tüm öğrenci arkadaşlarımızı kutlarım” şeklinde tamamladı.

Sürdürülebilir kozmetikte yeni dönem

The Purest Solutions, Plastic Move ile geleceği şekillendiriyor

The Purest Solutions, sürdürülebilirlik ve çevre dostu uygulamalara olan bağlılığını bir adım daha ileri taşıyarak, Plastic Move’a stratejik bir yatırım yapma kararı aldı. Şirket bu yatırımı ile, çevre dostu ürünlerin ve ambalajların kozmetik endüstrisinde daha geniş bir kullanımını teşvik etmeyi hedefliyor. 

Atık ekmek, makarna ve un gibi nişasta bazlı atıklardan üretilen biyopolimerler fabrikada kullanılan kasa ve euro palete dönüştürülüyor. Bu kasa ve euro paletlerin en az %50 daha az karbon salınımına ve aynı zamanda yüksek mekanik özelliklere de sahip olduğu belirtiliyor. The Purest Solutions, bu stratejik ortaklık ile sürdürülebilirlik odaklı çözümlerle dolu bir geleceğin temelini attığına inanıyor ve Plastic Move'un teknolojik uzmanlığı ile birleşerek, çevre dostu kozmetik ürünlerin geliştirilmesine önemli katkılarda bulunuyor.

Kullanıcılarına çevre bilinciyle üretilen ve sürdürülebilir ham maddeler kullanılarak paketlenen ürünler sunarak, çevresel etkilerini azaltma fırsatı tanımak isteyen The Purest Solutions kurucularından Hazal Evliyaoğlu; “Plastic Move ile birlikte çalışarak, hem kozmetik sektöründe hem de çevre teknolojileri alanında sinerji yaratmayı ve inovasyonu desteklemeyi hedefliyoruz” diyerek bu stratejik yatırımın marka ve sektör genelinde sürdürülebilirlik standartlarını yükseltme konusunda önemli bir adım olduğunu vurguluyor. 

Büşra Köksal’ın sahibi olduğu Plastic Move şirketi, nişasta bazlı atıklardan çevre dostu ambalaj, otomotiv, beyaz eşya ve mobilya sektörlerine özel biyoplastik ham maddeler üreten bir biyoteknoloji şirketi. Geçtiğimiz sene Seri A öncesi turda 10 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım alan ve bu yatırımla birlikte Amerika pazarına açılacak olan Plastic Move, atık yönetimi ve geri dönüşüm konularına yeni bir perspektif getiriyor.

Kozmetik endüstrisindeki diğer şirketlere de ilham olmayı amaçlayan The Purest Solutions ve Plastic Move, birlikte çalışarak daha temiz, daha yeşil bir dünya için çaba sarf etmeyi hedefliyor.

Kimya sektörünün ihracattaki yeni hedefi 35 milyar dolar

Türkiye’nin ihracattaki yükselen yıldızı kimya sektörü, 16 alt sektörü ile birlikte Türkiye için üretmeye ve katma değeri yüksek ürünlerle birlikte “Made in Türkiye” kalitesini dünyaya taşımaya devam ediyor.

Kimyaya değer katma vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren ve sektörün çatı kuruluşu olan İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister ve Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımıyla, 11 Ocak tarihinde Çırağan Palace Kempinski’de basın toplantısı gerçekleştirildi. İKMİB Başkanı Adil Pelister toplantıda kimya sektörünün 2023 yılı ihracat verilerini ve 2024 yılı hedeflerini basın mensupları ile paylaştı.

2023 yılında gerçekleştirdiği 30,6 milyar dolar ihracat ile Türkiye’nin en fazla ihracat gerçekleştiren sektörleri arasında 2. sırayı alarak başarısını sürdüren kimya sektörü, İKMİB’in öncülüğünde yeni ihracat yılının rotasını oluşturdu. 2024 yılına 35 milyar dolarlık ihracat hedefiyle adım atan kimya sektörü, küresel ticaretteki yavaşlamaya rağmen katma değeri yüksek ürünlerle pazar çeşitliliğini artırmak için kolları sıvadı.

2023 yılının ilk yarısında dünyada kimya ihracatının önde gelen ülkeleri arasında küresel ihracattan aldıkları payı yüzde 10’a yakın arttırdıklarına dikkat çeken İKMİB Başkanı Adil Pelister, kimya sektörünün 16 alt sektörüyle birlikte geçtiğimiz yıl 230 ülke ve bölgeye ihracat yaparak TİM verilerine göre Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 13,8’ine kimya imzasını attığını belirtti.

Plastik sektörü geri dönüşümde küresel güç olmayı hedefliyor

Ambalaj, beyaz eşya, otomotiv, elektronik, inşaat ve savunma sanayi için yılda 11 milyon tona yakın plastik mamul üreten Türk plastik sanayi, üretimdeki başarısını geri dönüşümle desteklemeye odaklandı. Yeşil Dönüşüm ve Teknoloji Derneği (PAGÇEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, atıkların bugün geçmiş dönemde olmadığı kadar ekonomik bir değeri olduğunu belirterek, tüketiciyi geri dönüşüm konusunda teşvik edecek sistemlerin kurulması gerektiğini belirtti. Atık bulmanın zor olduğunu ve gitgide zorlaşacağını ifade eden Eroğlu, “Cari açık ve çevreyi koruyabilmenin ilacı atık. Yakın gelecekte ülkeler arasında atık bulabilmek için adeta atık savaşları yaşanacak. Önümüzdeki dönemde atıklar petrolden daha değerli olacak. Farklı sektörlerden birçok marka, geri dönüştürülmüş ham maddeye ulaşmak için büyük bir rekabete girecek. Tüketiciyi teşvik edecek, geri dönüşüm sürecine dahil edecek depozito sistemine benzer çözümler sunmalıyız” dedi. 

Türkiye’nin asıl problemi kayıt dışı atık toplama sistemi

Atıklar konusunda dünyada artan hassasiyetin Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki regülasyonlarla şekilleneceğini kaydeden Eroğlu, “Avrupa Birliği 2025 yılında otomotiv, beyaz eşya, tekstil gibi sektörlerde yüzde 25-30 oranında geri dönüştürülmüş ham madde kullanımını zorunlu kılacak. Türkiye’nin geri dönüşüme kazandırabilmek adına yurt içinde atık toplamayı artırabilecek, atık yönetim sistemleri inşasının yanında AB’den atıkları alabilmesi için bundan sonra iyi bir karneye ihtiyacı olacak. Çünkü önümüzdeki 5 yılda Türkiye, Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) üyesi olduğu için iyi bir rapor oluşturamazsa atıkların AB’den Türkiye’ye ihraç edilmesi yasaklanacak. Atık yönetiminin iyileştirilmesi ve geri dönüşüm sürecine katkı sağlaması için depozite süreci hızlandırılmalı, teşvik ve ceza sistemi getirilmeli. Adil bir şekilde uygulanırsa bu dönüşüme çok daha hızlı bir adaptasyon sağlarız. Zannediliyor ki Avrupa'da bireysel bilinç nedeniyle atıklar ayrıştırılıyor. Hâlbuki Avrupa'da çok ciddi ceza sistemleri var. Türkiye’nin asıl problemi kayıt dışı atık toplama sistemi. İhracatta Türkiye olarak Avrupa’dan aldığımız pay oldukça az. Önce bu pazarda bir doygunluğa ulaşmalıyız. Türkiye'nin 10 yıl içinde küresel bir güç haline gelebilecek potansiyeli var. Kendi petrokimyasal ham maddelerimiz yeterli olmadığı halde plastik sektöründe Avrupa'da ikinci, dünyada altıncıyız. Plastik sektöründe bu noktaya geldiysek geri dönüşüm merkezi olma konusunda da başarıya ulaşabileceğimizi düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı. 

Ambalajda ‘daha hızlı’ ihracat dönemi

İhracatta ilk hedef olarak Avrupa’yı belirleyen Türkiye ambalaj sektörü, henüz ihtiyacının yüzde 10-15’ini karşıladığı Avrupa ülkelerine daha fazla ihracat yapmak istiyor.

Dünyada ve Türkiye’de son yıllarda ambalajlı ürünlere olan ilgi her geçen gün artıyor. Gıda ürünleri ambalajlar sayesinde korunuyor, Türkiye’de üretilen ürünlerin dünyanın dört bir noktasına ulaşması için de ambalaja ihtiyaç duyuluyor. Artan ambalaj ihtiyacı rakamlara da yansımış durumda, 2022 yılında 7,5 milyar dolarlık ihracata imza atan ambalaj sektörünün 2023 itibarıyla ihracatının 8 - 8,5 milyar dolar seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor. Geçen yıl itibarıyla yaklaşık 30 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı ifade edilen ambalaj sektörünün 2030 hedefi ise 50 milyar dolar büyüklüğe ulaşmak.  

20 yılda 2 katına yükseldi

Türkiye ambalaj sektörünün bu hedeflere ulaşabilmesi için gerekli donanıma ve güce sahip olduğunu dile getiren Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı Zeki Sarıbekir, “Türkiye ambalaj sanayinin 2022 yılı ihracatı 7,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Katma değerli üretime odaklanarak istikrarlı büyümesini sürdüren Türkiye ambalaj sanayimiz 2023 yılının ilk 6 ayında 3,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek 1 milyar 148 milyon dolar dış ticaret fazlası vermişti. 2023 yılını 8 - 8,5 milyar dolara yakın bir ihracat rakamı ile tamamlayacağımızı öngörüyoruz. Ambalaj sektörü olarak 2030 yılı ihracat hedefimiz ise 20 milyar dolar” dedi. Türkiye’de son 20 yılda ambalaj tüketiminin 2 kat arttığını, kişi başı yıllık tüketimin 325 dolara ulaştığını kaydeden Zeki Sarıbekir, “Dünya ortalaması olan 125 doların çok üzerindeyiz. Refah seviyesi ve sanayideki gelişmişliğin bir göstergesi olan kişi başı ambalaj tüketimi ülkemizde hızla artıyor. Ülkemizde kişi başı tüketimimizi 380 dolara çıkartmayı hedefliyoruz. Ülkemizde 490 milyar dolarlık bir ekonomik hareketi ambalajlarla sağlıyoruz” ifadelerini kullandı. 

Sektörün hedefi Avrupa

Hem yurt içinde hem de yurt dışında büyük hedefleri olan ambalaj sektörünün ihracatının yüzde 65’inin Avrupa’ya olduğunun altını çizen Zeki Sarıbekir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa sektörümüz için çok önemli bir pazar ve hemen yanı başımızda yer alıyor. 2 günde ulaşamayacağımız herhangi bir Avrupa ülkesi yok. Dünyadan birçok ülke Avrupa ülkelerine ürünlerini satmaya çalışırken, biz coğrafi konumumuz ve kaliteli ürünlerimizle Avrupa’ya çok hızlı bir şekilde varabiliyoruz. Dünyanın ulaşmaya çalıştığı Avrupa’ya daha fazla nasıl ihracat yapabiliriz diye ülke olarak daha fazla çaba göstermemiz gerekiyor. Avrupa ile daha fazla ticaret için çalışırken, Asya - Pasifik, Amerika ve Afrika’yı da göz ardı etmemeliyiz. Ancak ambalaj pazarında henüz Avrupa’nın ihtiyacının yüzde 10-15’ini karşılayabiliyoruz. Yani bu pazarda çok daha iyi noktalara gelebiliriz. İşte bu yüzden ambalaj sektörü olarak ilk hedefimizi Avrupa olarak belirledik.”

Hızlı olmak avantaj sağlayacak

Lojistik konusunun bugün olduğu gibi gelecekte de çok önemli olacağına dikkat çeken Zeki Sarıbekir, “Şu anda ihracatımızın büyük kısmını TIR’lar aracılığıyla kara yolu üzerinden yapıyoruz. Bu noktada çeşitli sorunlar veya yavaşlamalar yaşanabiliyor. Buradaki sorunu aşmanın yolu ise demir yolundan geçiyor. Aynı zamanda nehir yolu ve deniz yolunu da göz ardı etmememiz gerekiyor. İhracatta atlanmaması gereken diğer bir önemli nokta ise lojistik merkezleri. Örneğin Avusturya’nın denize kıyısı yok. Ancak deniz ticaretinden büyük pay alıyorlar. Avusturya, Hırvatistan’dan ve Slovenya’dan liman kiralıyor. Gemiler bu limanlara ürünleri getiriyor. Limana gelen ürünler trenlerle yakınlardaki konteyner bölgelerine götürülüyor. Ürünler buralardan alınarak dağıtılıyor. Türkiye olarak biz de bunu yapabiliriz. Trenlerle, gemilerle Avrupa’ya taşıdığımız ürünlerimizi, Türkiye TIR’ları, Türkiye çekicileri ile Avrupa’nın dört bir yanına dağıtabiliriz. Kaliteli ürünlerimizi ne kadar hızlı ihtiyacın olduğu bölgelere ulaştırabilirsek, o kadar avantajlı hale geliriz. Böylece sınır kapılarında bazı dönemlerde yaşanan 40-50 kilometrelik kuyrukları ve gecikmeleri de yaşamamış oluruz” diye konuştu.

ABD Türkiye’yi yatırım için çağırıyor

Ambalaj sektöründe bazı durumlarda fiyattan daha çok ürünü ne kadar hızlı teslim edileceğinin önem kazandığına vurgu yapan Zeki Sarıbekir, “Çünkü ambalaja ihtiyaç duyan firmalar, ürettiklerini aldıkları ambalaja koyarak gideceği noktaya ulaştırıyor. İşte bu yüzden Çin’den 1 ayda gelecek bir ambalaj yerine, 2 günde ambalajı ulaştırabilecek Türkiye’yi tercih ediyor. Bu konuda Avrupa ile birlikte önemli bir pazar daha var. O da ABD. Dünyanın en büyük ambalaj tüketicisi olan ABD, kendisi için daha fazla imalat yapacak ülkeler arıyor. Bu noktada iki ülke ön plana çıkıyor. Biri Hindistan, diğeri ise Türkiye. ABD, Türkiye ambalaj sektörü için büyük fırsat barındırıyor” ifadelerini kullandı.  

MachineTotal, Makine alım satımında yeni soluk

MachineTotal.com, Türkiye’nin ilk kurumsal B2B makine alım satım platformu olarak faaliyet gösteriyor. Yeni ve ikinci el makinelerin/ekipmanların alınıp satılabildiği online pazar yeri platformu birçok ayrıntıyı göz önünde bulundurarak tasarlandı. 

Platformda; metal, plastik, robot, ahşap, ağaç, gıda, içecek, paketleme/ambalaj makinelerinin yanı sıra yedek parça ve fabrika ekipmanları gibi birçok kategori bulunuyor. Yakın gelecekte ise daha fazla kategori ile sanayinin tüm endüstriyel alanlarına hizmet vermek için çalışmalarına devam ediyor. Her kategori için alanında yetkin mühendisleri istihdam eden online pazar yeri platformu, kendine özel kategori özellikleri ve internette bir ilk olan makine nitelikleri üzerine yazılım mimarisini inşa ediyor.

Bir teknoloji şirketi tarafından hayata geçirilen MachineTotal, projeye özel istihdam ettiği 10 kişilik yazılım ve 15 kişilik satış-pazarlama ekibi tarafından yönetiliyor. Her bir kategori için detaylıca çalışan yetkin mühendis kadrosu ve saha satış-destek ekibi ile müşterilerin en doğru hizmeti almaları sağlanıyor. İstanbul, Bursa, Ankara, Gaziantep ve Konya illerinde bulanan müşteri temsilcileri ise firmalara yerinde ilan ve üyelik desteği sağlıyor.

İlan girişlerinde ürün nitelik sistemi ile teknik detaylar düzenli bir şekilde kaydedilebiliyor. Bu detaylar satıcıların makine ve ekipmanlarının doğru alıcıya en hızlı ve anlaşılır şekilde ulaşmasını sağlıyor. Bu sayede satıcılar için yeni ve çağdaş bir ürün pazarlama kanalı işlevi de görüyor. Tüm kategoriler ve içerikleri için standart olarak alınan nitelik sistemi, alım satım işlemlerinin en doğru şekilde gerçekleşmesini sağlıyor.

Müşterilerini hiçbir aşamada yalnız bırakmayan online platform üyelik, ilan yükleme ve yönetimi başta olmak üzere, tüm süreçler için çeşitli iletişim kanallarından müşterilerine destek veriyor. İlan yükleyiciler için çağdaş bir pazarlama kanalı rolü de üstlenen online platform, pazarlama aktivitelerini hem konvansiyonel hem de dijital medyada yürütüyor. Ayrıca ilan yönetimi konusunda Google ve diğer dijital mecralar vasıtasıyla satıcılara destek oluyor. Bu pazarlama aktiviteleri ayrıca alıcılar için yenilikçi ve güvenilir bir platforma ulaşma imkânı da sunuyor.

Uçtan uca alım satım işlemlerinin takibinin yanı sıra finans, lojistik ve sigorta başta olmak üzere ek hizmetleri ile alışveriş kalitesini üst seviyede tutan platform hem satıcı hem de alıcı için doğru eşleşmeyi bu sayede sağlayabiliyor. Üreticiler, distribütörler, bayiler ve ithalatçılar başta olmak üzere makine ve ekipman satışı yapan tüm şirketler MachineTotal platformu üzerinden yeni ve ikinci el ürün alım satımı yapabiliyorlar. Ayrıca elindeki ikinci el makine ve ekipmanları değerlendirmek isteyen fabrikalar, atölyeler ve şirketler de platformdan faydalanabiliyor.

Yakın gelecekte Türkiye ulusal makine endüstrisinin dijital ihracat kanalı olmayı hedefleyen platform, yeni dil eklentileri ile yurtdışı pazarına da aynı kalitede hizmet vermeyi planlıyor.

MachineTotal’a lansman süresince üye olmak ve ilan yüklemek ücretsiz. Ayrıca yine lansman süresince alım satım işlemlerinden komisyon alınmıyor. 

Bakcycle Geri Dönüşüm 2024 yılında tam kapasite ile devrede

Dikey entegre yapıda faaliyet gösteren Bakioğlu Holding Ambalaj Grubu Şirketleri’nden Bakcycle Geri Dönüşüm, plastik esnek ambalaj atıklarını mekanik geri dönüşüm yöntemiyle ham madde olarak yeniden ekonomiye kazandırıyor. Deneme üretimlerini geride bırakan şirket, 2024 yılında tam kapasite ile faaliyetlerini geliştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda ekonomik ömrünü tamamlamış tüketici atıklarını ve endüstriyel faaliyetler sonucu oluşan plastik esnek ambalaj atıklarını tedarik etmeye odaklanan şirket, üretim süreçlerine hız kesmeden devam ediyor. Bununla birlikte İzmir ve çevresinden toplanan atık hacminin artmasını sağlamak adına iş birliklerinin sürekli olması için çalışmalarını aktif bir biçimde sürdürerek döngüsel ekonomi yolculuğunda emin adımlarla ilerliyor.

Bakcycle Geri Dönüşüm aynı zamanda PAGEV - Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı'nın ve GEKADER - Geri Dönüşümcüler ve Geri Kazanımcılar Derneği’nin en yeni üyeleri arasında yerini alıyor. 

Bostik sürdürülebilir ambalajlama projesiyle 310 ton plastik kullanımını önledi

Endüstriyel üretim, inşaat ve tüketici pazarlarında önde gelen küresel yapıştırıcı uzmanı olan Bostik, “Daha sürdürülebilir bir dünya hedefi” doğrultusunda çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Çevresel etkiler başta olmak üzere pek çok konu başlığı üzerinde yoğunlaşan şirket, ekip arkadaşlarından tedarikçilerine, müşterilerden topluma kadar “sürdürülebilirlik” kavramını yaygınlaştırmayı amaçlıyor.

Mevcut politikaları içinde çevresel etkilerin öncelikleri arasında olduğunu belirten Bostik Türkiye ve Merkez Asya Yapı Tüketici Departmanı İş Birimi Direktörü Bilgehan Türkkan, 2021 yılında ambalajlamada geri dönüştürülmüş plastik kullanmaya başladıklarını, bugüne dek 310 ton plastik kullanımını önlediklerini söyledi. 2030 yılında ambalajlarını %100 PCR kullanarak üretmeyi hedeflediklerini aktaran Türkkan, “Sürdürülebilirliği 3 temel unsur olan çevre koruma, ekonomik büyüme ve sosyal gelişim başlıkları altında ele alarak bütüncül bir yaklaşım sergiliyoruz. Avrupa’da yılda yaklaşık 58 milyon ton plastik üretilirken bu miktarın %40’ı ambalaj üretiminde kullanılıyor. PCR geri dönüştürülmüş plastiktir. Ambalajlarımızda PCR kullanımını arttırarak; daha az yeni plastik kullanımına, daha az enerji tüketimine ve daha az atık oluşmasına destek oluyoruz. PCR ambalajlarımızın tamamı gridir, ayrıca kullanılan geri dönüştürülmüş plastiğin tam yüzdesine ek olarak belirli bir PCR piktogramını da gösterir. Duvar ve zemin grubu ile sızdırmazlık ve yapıştırıcı grubunun tamamında PCR ambalajlar kullanıyoruz. Bu proje ile 2021 yılından bu yana 310 ton plastik kullanımını önledik. 2030 yılında Bostik’in hedefi ambalajları %100 PCR kullanarak üretmektir” dedi.

BOSTİK

Geri Kazanım Test ve Araştırma Merkezi faaliyetlerine başladı

Merkezde, geri kazanılabilirlikten geri dönüştürülmüş malzeme içeriğine, kompostlanabilirlikten biyobozunurluğa kadar ihtiyaç duyulan birçok test yapılabiliyor.

ÇEVKO Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı ortaklığında Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) bünyesinde, T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, İstanbul Kalkınma Ajansı, Yenilikçi İstanbul Mali Destek Programı desteğiyle hayata geçen Türkiye’nin ilk Geri Kazanım Test ve Araştırma Merkezi GETAM, faaliyetlerine başladı. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin 100 yılı aşkın akademik birikimini, ÇEVKO Vakfı’nın 30 yılı aşkın deneyimi ile bir araya getiren merkez, özellikle geri dönüşüm alanında araştırma-geliştirme çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. GETAM, akademik bilgi birikiminin sağlanması ve sanayinin taleplerinin karşılanması bakımından yenilikçi, çevre ile daha dost ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlıyor ve sürdürülebilirlik odaklı Kamu – Akademi - Sanayi iş birliklerine yeni bir boyut kazandırıyor.

Uluslararası ve ulusal standart ve akreditasyon kuralları esas alınarak kurulan GETAM, kendi alanında Türkiye’de bir ilk oluşturuyor. Merkezde, ambalajların geri dönüştürülebilir olup olmamasından kompostlanabilirliğine, içerdiği geri dönüştürülmüş madde oranından biyobozunurluğuna kadar birçok alanda testler gerçekleştirilebilecek. 

Merkezin çalışma düzenini esas olarak sanayiden, yani ambalajlı ürün üreten ekonomik işletmelerden, ambalaj üreticilerinden ya da geri dönüşüm tesislerinden gelen analiz taleplerinin belirleyeceğini ifade eden ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “GETAM faaliyetlerinde öncelik, PET dışı plastikler yani PE ve PP türevi plastiklere verilmiş durumda. Bu analizler kısa sürede yapılıp sonuçlanabilecek analizler. Merkezde atık ve plastik malzemelerde biyobozunurluk ve mikrobiyal testler de yaptırmak mümkün. Bu testler ise doksan günlük, altı aylık veya bir yıllık süreleri bulabiliyor” dedi.

Çevresel beyanlara bilimsel temel oluşturacak çalışmalar GETAM bünyesinde yapılabiliyor

Mete İmer sözlerine şöyle devam etti: “Çevre ve sürdürülebilirlik konularında toplumsal farkındalığın ve sorumlu tüketim bilincinin artış göstermesi sevindirici gelişmeler. Günümüzde tüketiciler, satın aldıkları ürünlerin çevreye olan etkilerini giderek daha fazla sorguluyor. Bu konuda duyarlı firmalar, geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilmiş ambalaj kullanımına giderek daha fazla önem veriyorlar. Ancak, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan ‘Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuz’, bu tür beyanların bilimsel olarak kanıtlanabilir nitelikte olmasını gerektiriyor. GETAM’da, bu kapsamda bilimsel sonuçlara ulaşabilmek için tüm testler yapılabiliyor.”

İhracat yapan firmalar için de önemli

Özellikle AB üyesi ülkelere yapılan ihracatta çevre odaklı düzenlemelerin artan önemine işaret eden Mete İmer, “Merkez bu konuda gerekli analizlere ihtiyaç duyan firmalara da hizmet verecek. Bu tür test ve analizler yurt dışında da bazı merkezlerde yapılabiliyor, ancak GETAM’ın fiyat avantajı, verimli ve yüksek kalitedeki çalışma ortamıyla, ülkemizden olduğu kadar yurtdışından da taleplerin gelebileceğini ön görüyoruz” şeklinde konuştu.

ÇEVKO Vakfı’nın akademik iş birliklerine verdiği öneme de değinen Mete İmer, “1991 yılında, geri dönüşüm odaklı sürdürülebilir gelişmeye katkı sağlamak üzere, bir gönüllü sanayi inisiyatifi olarak kurulan ÇEVKO Vakfı, geniş kitlelere dokunan bir sivil toplum kuruluşu kimliği de taşımaktadır. Vakfımız, özellikle son yıllarda ülkemizde ‘İklim krizi ile savaşım’ ve ‘döngüsel ekonomiye geçiş’ konularında fikirsel önderlik üstelenen kurumların başında gelmektedir. Bu konuda akademik kurumlarla iş birliklerine özel bir önem veriyoruz. Bilimin gücünün ve gençliğin enerjisinin buluşma yeri olan üniversiteler, sürdürülebilir bir dünya için çok büyük önem taşımaktadır. ÇEVKO Vakfı ve YTÜ iş birliğinde kurulan Türkiye’nin ilk Geri Kazanım Test ve Araştırma Merkezi GETAM’ın Sıfır Atık uygulamalarına büyük katkı sağlayacağına inancımız sonsuzdur” dedi.

Limanlardaki sorunlar sanayi üretimini zorlaştırıyor

Haksız liman uygulamaları sebebiyle sanayi üretiminde maliyetlerin arttığını ve bunun dolaylı olarak enflasyona sebep olduğunu dile getiren Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, “Bu uygulamalar hem ek maliyetler getirmekte hem de firmalar açısından zaman kaybına sebep olmakta. Üstelik liman uygulamalarının her limanda değişiklik göstermesi rekabet sahasının bozulmasına ve öngörülebilirliğin azalmasına sebep olmakta” dedi.

Keyfi uygulamalardan şikâyet artıyor

Limanlarda haksız kazanç yaratan keyfi uygulamalara yönelik şikâyetlerin arttığını belirten Karadeniz, “Malum ülkemiz ithalatının %90’dan fazlasını üretim için gerekli girdiler oluşturuyor. Bu kapsamda liman işletmelerinin kârlarını artırmak adına konteyner bekleme ve gecikme uygulamalarını kötüye kullanarak ardiye sürelerini uzatması, işletmelerimizin üretiminde durmalara ve aksamalara sebep olmaktadır. Oysaki takip sistemi ile ambar verilerinin eşgüdümlenmesi ve benzeri hızlandırıcı uygulamaların hayata geçirilmesi halinde söz konusu bekleme sürelerinin kısalması ve sanayi üretiminde meydana gelen nakdi kayıpların ve zaman kayıplarının asgari düzeye çekilmesi mümkün olacaktır. Diğer yandan aynı işlemler için limanlar arası uygulamalarda farklılıklar olması da sorunlara sebep olmakta” dedi.

Mersin başta olmak üzere sorun ve şikâyetlerin belirli limanlarda yoğunlaştığını ifade eden Karadeniz, “Bekleme ve gecikme uygulamalarına bağlı maliyet artışlarının yanı sıra son dönemde gümrük uygulamalarında da değişiklikler olduğu yönünde bildirimler geliyor. Özellikle belirli ürün gruplarında tüm ithalatlar tam tespit ve kırmızı hatta düşürülerek, ciddi zaman ve maddi kayıplara sebep oluyor. Bu tarz farklılıklar serbest piyasanın olmazsa olmazı olan adil rekabet sahasının bozulmasına da sebep olmakta. Sağlıklı bir ekonomik sistem için öngörülebilirlik olmazsa olmazdır. Bu kapsamda gümrük ve liman uygulamaları arasındaki farklılıkların ortadan kaldırılması ve uygulamaların daha yalın ve anlaşılabilir hale getirilmesi gerekiyor” dedi.

Maliyet enflasyonunun önüne geçilmeli

Üretim üzerindeki maliyet yükünün hafifletilmesi gerektiğinin altını çizen Karadeniz, “Girdi maliyeti ve finansman maliyeti kadar liman maliyetleri gibi üretim üzerindeki öngörülemeyen maliyetlerin de azaltılması için adımlar atılması gerekiyor. Bu gibi maliyet artışları tüketici enflasyonu üzerinde büyük olumsuz etkiye sahip. Gözden kaçırılmaması gereken bir durum ülkemizde yaşanan enflasyonun talep yönlü değil maliyet yönlü olduğudur. Bu kapsamda kamunun düzenlemeyle önüne geçebileceği bu gibi maliyet kalemlerinin mutlak suretle asgari düzeye çekilmesi gerekiyor” dedi.

PLASFED

Kasım ayında kimya sektöründen 2,8 milyar dolarlık ihracat

Plastikler ve mumulleri ihracatı, 784 milyon 384 bin dolarla kimya ihracatında ikinci sırada yer aldı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı Kasım ayında geçen yıl aynı dönemine göre yüzde 5,2 artışla 23 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren kimya sektörü ise Kasım ayında en çok ihracat yapan ikinci sektör oldu ve ülke ihracatından yüzde 12,5 pay aldı.

Kimya sektörünün Kasım ayı ihracat rakamlarını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Kasım ayında kimya sektörümüz yüzde 11,5 artışla 2,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi ve ülkemiz ihracatından yüzde 12,5 pay aldı. Sektörümüzün Ocak-Kasım dönemi ihracatı ise 28 milyar dolara ulaştı. Bu yıl hem ülkemiz açısından hem de küresel ekonomi olarak zorlu bir yıl oldu. Buna rağmen yılın son çeyreğinde geçen yıla göre artış performansı gösteren kimya sektörümüzün yılsonu ihracatında 30 milyar doları geçmesini bekliyoruz. Geçen yılki 33,6 milyar dolarlık ihracat rekorumuzdan sonra bu yıl tüm zorlu koşullara rağmen 30 milyar dolar rakamının üzerine çıkacak olmak oldukça önemli. Biz de İKMİB olarak düzenlediğimiz fuar milli katılım organizasyonları, ticaret ve alım heyetleri, Ur-Ge projeleri ile sektörümüzün ihracatının artmasına ve yeni pazar edinmelerine katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi. 

Kasım ayında en çok “mineral yakıtlar ve ürünler” ihracatı gerçekleştirildi

Kasım ayında kimyevi maddeler ve mamulleri ürün gruplarında mineral yakıtlar ve ürünler ihracatı, 953 milyon 739 bin dolarla kimya ihracatında ilk sırada yer aldı. İkinci sırada 784 milyon 384 bin dolarlık ihracatla plastikler ve mamulleri yer alırken, anorganik kimyasallar ihracatı 209 milyon 293 bin dolarla üçüncü sırada yer aldı. ‘Anorganik kimyasallar’ı takiben ilk onda yer alan diğer sektörler ise; ‘uçucu yağlar, kozmetikler ve sabun’, ‘kauçuk, kauçuk eşya’, ‘eczacılık ürünleri’, ‘boya, vernik, mürekkep ve müstahzarları’, ‘muhtelif kimyasal maddeler’, ‘organik kimyasallar’ ve ‘yıkama müstahzarları’  oldu. 

Hollanda en çok ihracat yapılan ülke oldu

Kasım ayında en çok ihracat yapılan ilk on ülke Hollanda, İspanya, İtalya, Rusya, Romanya, Irak, Almanya, Fransa, Fas ve ABD oldu. Kasım ayında ilk 10 ülke arasında en çok artış yüzde 229,53 ile Fas’ta oldu.

İKMİB

PAGÇEV Plastik Geri Dönüşüm Ödülleri başvuruları açıldı

TÜYAP ve PAGÇEV Yeşil Dönüşüm ve Teknoloji Derneği iş birliğiyle Türkiye’de ilk kez düzenlenecek olan RePlast Eurasia Plastik Geri Dönüşüm Fuarı, aynı zamanda Türkiye’nin ilk PAGÇEV Plastik Geri Dönüşüm Ödülleri’ne de ev sahipliği yapacak. 7 farklı kategoride verilecek ödüllerin sahipleri, 2-4 Mayıs 2024 tarihleri arasında düzenlenecek RePLast Eurasia Fuarı’nda açıklanacak.

2024 PAGÇEV Plastik Geri Dönüşüm Ödülleri, plastik geri dönüşümünden ham madde ve teknoloji üretenlerin yanında, geri dönüştürülmüş ham maddeden yapılan ürünlerin de ödüllendirileceği bir platform olacak. Ödüller, geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı, ürün tasarımı ve üretim alanında güncel gelişmelere dair fikirler de verecek.

Plastik geri dönüşümü alanında en prestijli ödül olmaya aday PAGÇEV Plastik Geri Dönüşüm Ödülleri için son başvuru tarihi ise 8 Mart 2024 olacak. PAGÇEV; marka sahipleri, üreticiler, perakendeciler, ürün tasarımcıları, ambalaj üreticileri ve tasarımcıları, ham madde tedarikçileri, plastik geri dönüşüm teknoloji üreticileri ve değer zincirinin tamamındaki geri dönüştürülmüş plastik ürün tedarikçilerini prestijli ödüllere katılmaya davet ediyor. Finalistler, 2-4 Mayıs 2024 tarihinde İstanbul Tüyap’ta düzenlenecek RePlast Eurasia Fuarı’nda özel bir alanda yer alacak. Alanında yetkin uzmanlardan oluşan jüri tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda kazananlar etkinlik sırasında yapılacak ödül töreninde açıklanacak.

Plastik geri dönüşüm inovasyonunun temel alanları ve plastiğin döngüsel kullanımına yönelik başlıca piyasa uygulamalarını kapsayan yedi ödül kategorisi şunlar:

• Otomotiv, Elektrik veya Elektronik Ürün

• Yapı ve İnşaat Ürünleri

• Ev ve Eğlence Ürünleri

• Plastik Ambalaj Ürünü

• Ürün Teknolojisinde Yenilik

• Geri Dönüşüm Makinelerinde Yenilik

• Plastik Geri Dönüşüm Elçisi

Plastik Geri Dönüşüm Ödülleri, plastiklerin döngüsel kullanımında yenilikçiliğin ödüllendirilmesi bakımından ulusal bir standardı haline gelecek. Ödüller sektör oyuncularını geri dönüştürülmüş plastiklerin kullanımını daha da arttırmaya ve geri dönüşüm hedeflerine ulaşılmasını hızlandırmaya motive edecek. Ödüle aday gösterilenlerin karşılaması gereken bir dizi kriter arasında; ürünlerin ve yeniliklerin Türkiye’de tasarlanmış, geliştirilmiş veya üretilmiş olması, ürünlerin en az %25 geri dönüştürülmüş içeriğe sahip olması ve tüm başvuruların sürdürülebilirlik,  döngüsel ekonomi ve sıfır atık politikasını teşvik etmesi yer alıyor.

PAGÇEV

Yeni kurşunsuz formülasyonu ile PVC-U sistemleri

GF Hakan Plastik, “Çevresel Kirlenmeye Karşı Önlem Alma” taahhüdü için güçlü duruşunu pazara sunduğu yeni ürünlerle bir kez daha gösteriyor.

GF Hakan Plastik, bünyesinde bulunduğu GF Piping System’in Strateji 2025’de belirlediği sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde ürün portföyünü çevresel etkileri azaltılmış ve katma değeri yüksek sistemlerle geliştirmeye devam ediyor. Şirketin yeni geliştirdiği kurşunsuz stabilizatörlerle ürettiği PVC ürünler de bu sorumluluğun bir sonucunu oluşturuyor.

Şirket tarafından verilen bilgiye göre; PVC boru üretimi esnasında kullanılan stabilizatörler, yüksek sıcaklıklarda ham maddenin işlenebilirliğini kolaylaştırmak, ürünün fiziksel ve kimyasal olarak kararlılığını korumak için kullanılıyor ve çoğunlukla kurşun içeriyor. Ürünlerdeki kurşun, hem üretim sırasında hem de içme suyu borularında zaman içinde suya geçerek insan sağlığına, atık su sistemlerinde ise çevreye zarar verebiliyor. 

GF Hakan Plastik’in iş ortaklarıyla birlikte geliştirdiği, insan sağlığını tehdit etmeyen, çevreci ve toksik unsurlar içermeyen stabilizatörlerle üretilen PVC-U sistemleri, toksik bir unsur barındırmaması açısından çevreye ve insan sağlığına dost ürünler olarak öne çıkıyor. 

Özellikle içme ve kullanma suyunda büyük bir öneme sahip bu ürünler, Avrupa Birliği'nin kimyasalların yönetimi üzerine uygulamış olduğu "REACH" regülasyonuna da uyum sağlıyor.

GF Hakan Plastik’in temiz su sistemlerinden atık su sistemlerine kadar farklı ürün gruplarında kurşunsuz ürünleri bulunuyor.

GF HAKAN PLASTİK

Tezmaksan Sivas’ta “karanlık fabrika” konseptiyle üretim gerçekleştiriyor

Tezmaksan, ilk dönem sabit yatırım tutarı 185 milyon 600 bin TL’ye ulaşan Sivas fabrikasında Ekim ayı itibarıyla robotlu otomasyon sistemi CubeBOX serisinin üretimine başladığını duyurdu. Avrupa Yeşil Mutabakatı’na ve çevresel sürdürülebilirlik prensiplerine uygun olarak LEED Sertifikası alacak şekilde projelendirilen fabrikada hayata geçirdiği Tezmaksan Akademi ile çalışanların ve ilerleyen yıllarda sektöre adım atacak öğrencilerin ihtiyaç duyduğu teknik eğitimleri de karşılayan şirket, İstanbul’daki fabrikasını Ar-Ge merkezi olarak konumlandıracak. Tüm proje ve ürünlerin Ar-Ge merkezinden çıkmasının ardından ise seri imalata geçiş kararı alındığında üretim süreci Sivas fabrikasına devredilecek.

Fabrikadaki mevcut duruma dair bilgilendirme yapan Tezmaksan Genel Müdürü Hakan Aydoğdu, “İnşaatımızın ilk fazı olan 10 bin metrekarelik bölümün tamamlanmasının ardından Ekim ayıyla birlikte seri üretim şartlarında imalata başladık. Fabrikamızın ikinci fazı olan 18 bin metrekarelik kapalı alanımızın ise temel soketleri atıldı ve inşaatı devam ediyor. Makine parkurumuzda şu an sadece siparişi verdiğimiz ve bu ay tarafımıza ulaşacak köprü tip CNC makinemizi bekliyoruz. Fabrikamızdaki üretim sistemimizi yalın üretim teknikleri kullanarak değer akış çalışmalarına göre, Endüstri 4.0 başlığında karanlık fabrika konseptine uygun olacak şekilde tasarlayıp uyguladık. Standart işleri endüstriyel robotlara, iç lojistiğimizdeki malzeme akışlarını da otonom mobil robotlar (AVR) vasıtası ile gerçekleştiriyoruz. Buradaki amacımız, insan kaynağımızı standart işlerden uzaklaştırıp katma değerli işlerde kullanmak. Biz yüksek teknoloji üreten bir firmayız, dolayısı ile üretim tesisimizi de güncel teknolojiler ve imalat teknikleri ile tasarlayıp hayata geçirdik. Ayrıca fabrikamız ürettiğimiz teknolojinin de bir şekilde showroom’u olacağından ziyaretçilerimiz güncel üretim tekniklerini, otomasyonda gelinen noktaları ve faydalarını görebilecekler” dedi.

2024’ün ilk çeyreğinde CNC üretimi başlıyor

Sivas fabrikasının Tezmaksan’ın mevcut kapasitesi ile mukayese edildiğince yüzde 300 oranında artış gerçekleştireceğini ifade eden Aydoğdu, fabrikaya dair şu bilgileri paylaştı: “Uyguladığımız ve planladığımız üretim sistemleri ileri teknolojiye sahip ve uçtan uca planlama ile yüksek verimliliği ön planda tutacağız. Üretim kapasitemizin yüzde 70’ini otomasyon sistemleri, yüzde 30’unu ise CNC makine imalatı olacak şekilde planladık. Şu aşamada planlarımıza paralel olarak, CubeBOX serisi modellerimizin seri imalatına da başlamış bulunuyoruz. Makine gövdelerini işleyecek tezgâhımız da bu ay sevk edilecek. Onun da kurulumunun tamamlanması ile 2024 yılının ikinci çeyreğinde CNC gövdelerini işlemeye başlayıp CNC üretimine de başlamış olacağız. Şu anda üretim hattımızda çalışan mavi yakalı personel sayımız oldukça kısıtlı, üretim tesisimizde robotlara yer verdik. Hâlihazırda devreye alma çalışmaları süren kalite-ölçüm ve test odamızı da oldukça donanımlı, hassas teknolojik ölçüm cihazları ile donattık. Burayı sadece bizim ürünlerimiz için tasarlamadık, Akredite Kalite Laboratuvarı hedefiyle özellikle yakın coğrafyadaki sanayi kuruluşlarımızın da ihtiyaçlarını karşılayabileceğiz. Bunun yanı sıra fabrikamızdaki tüm çalışma arkadaşlarımız Sivas’tan. Kendilerine ihtiyacı olan tüm eğitimleri verdik, vermeye devam ediyoruz. Ayrıca fabrikamızda Tezmaksan Akademi’miz de hayata geçti. Burada hem kendi personelimizin ihtiyacı olan eğitimleri veriyoruz hem de sanayimizin ve öğrencilerimizin ihtiyaç duyduğu teknik eğitimleri karşılıyoruz” dedi. 

TEZMAKSAN

SGK Brand Solutions Türkiye yapılanmasını tamamladı

Kuruluşu 1850 yıllarına dayanan Matthews International, ülkemizin önemli Marka ve Ambalaj Tasarımı ajanslarından biri olan Paristanbul ve Matris Ambalaj Süreç Yönetimi şirketlerini 2022 Ekim ayında bünyesine katarak sektöre önemli bir gelişim sinyalini verdi.

Matthews International bünyesinde yer alan, 3 önemli global iş kolundan biri olan Marka ve Ambalaj yönetimi konusunda 5 kıtada, 36 ülkede, 7000’den fazla çalışanı ile 1500 üzerinde markaya hizmet vermekte olan SGK Brand Solutions, Türkiye lansmanını 04 Aralık 2023 tarihinde yaptığı organizasyon ile gerçekleştirdi. 

SGK Brand Solutions Başkanı Gary KOHL, Grup Şirketlerinden Saueressig Packaging Kıdemli Başkan Yardımcısı Bünyamin Özyan, SGK Brand Solutions İş Geliştirme ve Büyümeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Sharon McGuire, Saueressig Packaging South Başkan Yardımcısı Emre Kahya ve SGK İstanbul Ajans Başkanı Mehmet Çiftci'nin de bulunduğu davete, sektörün öncü isimleri de yoğun ilgi ve katılım gösterdiler.

Etkinlikte söz alan SGK Brand Solutions Başkanı Gary KOHL, Türkiye’nin marka yönetimi ve ambalaj sektörü açısından çok büyük fırsatlar barındırdığının altını çizerken, SGK İstanbul’un büyümekte olan lokasyonlar arasında ön plana çıktığını, merkezi konumu itibarı ile önemli bir yönetim merkezi olacağını belirtti. Yakın gelecek planlarında ise global çerçevede yatırımlarının insan ve dijitalleşme odağında devam edeceğini, SGK İstanbul’un da bu yatırım kapsamına dahil olduğunu vurguladı. SGK Brand Solutions adına bu birleşme sürecinin liderliğini yürüten ve aynı zamanda grup şirketlerinden Saueressig Packaging Global Kıdemli Başkanı olan Bünyamin Özyan ise SGK'in Türkiye’ye yaptığı yatırımın ülkemize ve insanımızın potansiyeline olan güvenini gösterdiğini vurguladı. SGK İstanbul ve Saueressig Türkiye yapılanmasının yaratacağı sinerjinin çok büyük fırsatlar getireceğini belirterek ambalaj üretimi ve yönetimi ile marka çözümlerini bir araya getiren inovatif projelerin kısa sürede hayata geçeceğine olan inancının altını çizdi.

SGK İstanbul etkinlikte, Türkiye’de ambalaj geliştirme süreçlerinin tüm adımlarında, farklı uzmanlık gerektiren hizmetleri artık tek bir çatı altında toplayan ‘’1 SHOP 4 ALL’’ iş modelini tanıttı. Bu kapsamda ambalaj ve marka tasarımından teknik baskı öncesi hizmetlerine, baskı kalıbı üretiminden baskılı malzeme tedarikine, e-ticaret çözümlerinden satış noktası iletişimine kadar birçok hizmet tek muhatap ile hızlı, verimli ve kolay erişilebilir olacak ve SGK Brand Solutions, Türkiye ve bölgesel operasyonlarını tek bir yerel merkezden yöneteceği gibi; lokal markalara da uluslararası know-how ve iş tecrübesini aktarma fırsatını sunacak.

SGK BRAND SOLUTİONS

AB Industries’de üst düzey atama

1996 yılından beri farklı sektörlerde üst düzey yönetici olarak başarılı projelere imza atan ve 2016 yılından itibaren DEPART Genel Müdürü olan Cengiz Tiryakioğlu, AB Industries’in de genel müdürü olarak atandı. Değirmencilik sektöründeki tecrübeleriyle AB Industries’e yeni açılımlar getirmesi beklenen Tiryakioğlu, her iki şirketteki görevlerini eş zamanlı olarak yürütecek.

Üretimde verimliliği artıran çözümler

AB Industries, kurulduğu 2017 yılından beri teknolojisini sürekli yenileyerek, üretim tesislerinin maksimum verimle çalışmasına yönelik lokal ve genel otomasyon sistemleri geliştiriyor. Değirmencilik ve yem sektörü başta olmak üzere, endüstriyel alanlarda faaliyet gösteren tesisler için müşteri istekleri doğrultusunda otomasyon çözümleri sunan şirket; Ar-Ge yatırımları, güçlü mühendislik yeteneği ve inovasyon odaklı çözümleriyle, tesislerde üretim ve enerji kayıplarını minimuma indiriyor. Müşterilerinin beklentilerini eksiksiz bir şekilde karşılamaya yönelik yazılımlar geliştiren şirket, sağladığı 7/24 uzaktan erişim hizmetiyle de üretimde aksamalar yaşanmasının önüne geçiyor.

Alapala Grup bünyesinde edindiği bilgi birikimi ve nitelikli iş gücünün yenilikçi yaklaşımıyla müşterileri için katma değer yaratan AB Industries, global pazarda da adından söz ettiriyor. İş birliği yaptığı dünyaca ünlü çözüm ortaklarıyla birlikte uluslararası alanda iş hacmini artırmaya devam eden şirket, Cengiz Tiryakioğlu yönetimindeki yeni döneminde, ülke ekonomisine daha fazla katkıda bulunmak için çalışmalarını sürdürecek.

ALAPALA GRUP-DEPART

İspak, Şikago’daki konferansa yenilikçi çözümleriyle katıldı

Kibar Holding çatısı altında faaliyet gösteren İspak, 9-10 Kasım 2023 tarihlerinde ABD Şikago’da gerçekleşen 16. Küresel İzolasyon Konferansı’nda yenilikçi ürünleriyle yer aldı. Konferansa 25'ten fazla ülkeden katılım gerçekleşti. Farklı kategorilerdeki çözümlerinin yanı sıra, sürdürülebilir ambalajlarıyla da ilgi gören şirket, konferans kapsamında düzenlenen sergi alanındaki standında ise yerli ve yabancı potansiyel müşterilerini ağırladı.

İspak Satış ve Pazarlama Direktörü Bilge Bostancı, konferansa ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Ambalaj fuarının hemen ardından izolasyon sektörünü bir araya getiren bir başka önemli bir organizasyonda yerimizi alarak, ürünlerimizi global katılımcılara tanıtma fırsatı bulduk. Rekabetin yoğun olarak yaşandığı sektörde köklü bir şirket olarak dünyadaki gelişmeleri her zaman yerinde ve yakından takip ediyoruz. Bu organizasyonlar bizim için güzel fırsatlar yaratıyor” dedi

Her yıl Kasım ayında farklı bir lokasyonda gerçekleşen Küresel İzolasyon Konferansı izolasyon pazarı eğilimlerini, izolasyon sektöründeki teknolojik gelişmeleri ve izolasyon üretimindeki gelişmeleri inceliyor. Konferans alanındaki çeşitli etkinliklerde dünyanın çeşitli yerlerinden gelen üretici ve katılımcıların buluşmalarına olanak sağlanıyor.

İSPAK AMBALAJ

Bak Ambalaj, Ambalaj Sanayi Kongresi’nde yer aldı

Bakioğlu Holding Ambalaj Grubu Şirketleri’nden Bak Ambalaj'ın sponsorları arasında yer aldığı ve Ambalaj Sanayicileri Derneği ev sahipliğinde düzenlenen II. Uluslararası Ambalaj Sanayi Kongresi, 7-8 Aralık 2023 tarihlerinde başarıyla tamamlandı.

Açılışını ASD Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sarıbekir’in gerçekleştirdiği bu önemli kongrede, ‘Ambalaj Sanayinin Sürdürülebilirlik Yol Haritası’nı oluşturma hedefiyle, 13 ülkeden 48 konuşmacı yer aldı ve sektörün önde gelen paydaşları bir araya geldi. Sponsor açılış konuşmacıları arasında Bak Ambalaj Genel Müdürü Mehmet Emin Bozdağ’ın da yer aldığı değerli etkinlik, birbirinden faydalı sunumlara ev sahipliği yaptı. Bakioğlu Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Bak Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Enver Bakioğlu’nun, panel açılış konuşması ve moderatörlüğünü üstlendiği “Döngüsel Ekonomi ve Geri Dönüşüm” temalı oturumda ise sürdürülebilirliğe hizmet edecek çok kıymetli konuşmalar gerçekleştirildi.

BAK AMBALAJ-BAKİOĞLU HOLDİNG

Ambalaj sektörü ‘ASD Ambalaj Kongresi’nde buluştu

Ambalaj sektörü, Ambalaj Sanayicileri Derneği’nin (ASD) düzenlediği ‘Ambalaj Sanayinin Sürdürülebilirlik Yol Haritası’ temalı kongrede, 7 - 8 Aralık tarihlerinde İstanbul’da bir araya geldi. 2 ayrı salonda, toplam 14 oturum gerçekleştirilen kongrede; 13 ülkeden 48 konuşmacı ve 1000’e yakın katılımcı yer aldı. ‘ASD Ambalaj Kongresi 2023 – II. Uluslararası Ambalaj Sanayi Kongresi’ne ASD Başkanı Zeki Sarıbekir ev sahipliğinde, Dünya Ambalaj Örgütü (WPO) Başkanı Luciana Pellegrino ve çok sayıda davetli katıldı. Kongre kapsamında gerçekleştirilen kapanış oturumunda Zeki Sarıbekir, Ellen MacArtur Vakfı Kıdemli Politika Görevlisi Bahar Koyuncu, Zürih Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Gıda ve İçecek İnovasyon Enstitüsü Başkan Yardımcısı, Gıda İşleme ve Paketleme Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Selçuk Yıldırım ve ASD Genel Sekreteri Aslıhan Arıkan konuşmacı olarak yer aldı. 2 gün süren kongre hakkında değerlendirmelerde bulunan Zeki Sarıbekir, “Kongremizde, sürdürülebilir, döngüsel, katma değerli üretim ve ihracat için; ambalaj sanayindeki yenilikleri, sektörün amaçlarını ve geleceğini birlikte değerlendirdik. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılını gururla kutladığımız 2023’te böyle bir kongre düzenleyerek, sektörümüzü bir araya getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi. 

Sürdürülebilir büyüme için dönüşümü hedefliyoruz

ASD Başkanı Zeki Sarıbekir, ambalaj sektöründe sürdürülebilir büyüme için çevresel, sosyal ve kültürel dönüşümün hedeflenmesi gerektiğini belirtti. Üretim süreçlerinin kaynak verimliliğini en üst seviyede tutan, sürdürülebilir bir üretim modeli olan döngüsel ekonomi temeli üzerine kurulması gerektiğine vurgu yapan Zeki Sarıbekir, “Gelen müşteri talepleri farklılaşıyor, sadece makinelerimiz değil iş yapış şeklimiz de dijitalleşiyor. Sektörümüzün tüm bunlara ayak uydurması gerekiyor. Amaçlarımızı doğru belirlemeli, geçmişten çıkardığımız derslerle ilerlemeliyiz. Biz de yaşanan değişim ve dönüşümü yakından takip ediyor, bu değişim ve dönüşümü sektörümüzün yakalayabilmesi amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. ASD olarak, dünyadaki tüm sanayiler için ortak alan olan ambalaj sektörünün ve ilgili endüstrilerin gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Ülke olarak ambalaj sektöründe dünya çapında çok güçlü bir konumdayız. Mevcut şartlar göz önüne alındığında, ülkemizin coğrafi konumu,  üretim kapasitesi, nitelikli insan gücü ve rekabetçi yapımız da eklendiğinde çok daha büyük potansiyele sahip olduğumuzu görüyoruz. Değişen dünya düzeninde gelecek için kaygılar artıyor. Ambalaj sektörü olarak bu kaygıları minimum seviyelere indirmeyi hedefliyoruz. İşte bu yüzden kongremizin ana temasını ‘Ambalaj Sanayinin Sürdürülebilirlik Yol Haritası’ olarak belirledik” dedi. 

Yeniden kullanımı ve geri dönüşümü benimsemeliyiz

Kongrenin kapanış oturumunda da yer alan Ellen MacArtur Vakfı Kıdemli Politika Görevlisi Bahar Koyuncu, “Vakıf olarak ‘Yeniden Kullanım Devri’ çağrısı yaptık. Çünkü ‘Küresel Taahhüdün Beş Yılı’ raporumuzdaki son bulgular, yeniden kullanıma doğru kayda değer bir geçiş olmadan, dünya çapında ambalajda işlenmemiş plastik kullanımının 2050’den önce bugünkü seviyelerin altına düşmesinin olası olmadığını gösteriyor. Yeniden kullanımı benimsemek bize plastik kirliliğiyle mücadele etme, doğal kaynaklarımız üzerindeki baskıyı hafifletme ve net sıfıra doğru adımlar atma fırsatı veriyor. Tabii hiçbir kuruluş gerekli değişimi tek başına gerçekleştiremez; bunun için işletmelerin, politika yapıcıların ve finans kuruluşlarının ortak bir çaba göstermesi gerekiyor” dedi. 

Zürih Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Gıda ve İçecek İnovasyon Enstitüsü Başkan Yardımcısı, Gıda İşleme ve Paketleme Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Selçuk Yıldırım ise biyo bazlı malzemelerin yok olma sürelerini kısaltmak için çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Ekonomiye katkı sağlayacak olanlar biyo bozunurlar. Onları doğru toplar ve geri dönüşüme kazandırırsak işte o zaman ekonomiye katkı sağlamış oluruz. Daha fazla olumsuz etki yaratmadan ortadan kaybolmaları toplama sistemleri olmayan ya da sistemleri daha tam düzene oturmamış ülkeler için mantıklı olabilir” vurgusu yaptı.

ASD Ambalaj Kongresi 2023, ambalaj sanayi ve sektörü destekleyen üretim dallarını, araştırmacıları ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdi. Ambalaj sektörünün ve ilgili endüstrilerin gelişimine katkı sağlamak hedefiyle kongrede sırasıyla; Döngüsel Ekonomi ve Geri Dönüşüm, Ambalaj Baskı Teknolojileri, Ambalaj Malzemeleri ve Sürdürülebilir Üretim, Gıda Ambalajlarında Yenilikler, Ambalajda Kalite ve Güncel Mevzuat, Ambalaj Sektöründe Yeni Çalışmalar, Türkiye'de ve Dünyada Ambalaj Sektörü, Sürdürülebilir Ambalaj Tasarımı ve Pazarlama, Endüstri 4.0 ve Dijitalleşme, Ambalaj Atıklarının Geri Kazanımı oturumları yapıldı. 

Ambalajlı ürün çevreye ve ülke ekonomisine katkı sağlıyor

Ambalajın içerdiği ürün hakkında bilgi veren; ürünü koruyan, taşıyan ve tüketiciye ulaştıran bir araç olduğunu vurgulayan ASD, tüm paydaşların bütüncül bir yaklaşımla hareket etmesi gerektiğini savunuyor. Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerindeki israf edilen gıda ile dünya nüfusunun tamamının doyurulabileceği iddia ediliyor. Kaynaklarımızın sınırlılığı dikkate alındığında; üretimden son kullanıcıya kadar tam koruma sağlayan ambalajlı ürünler özellikle gıdaların hijyenik bir şekilde tüketiciye ulaşmasını mümkün kılıyor. İhtiyacımız olan ambalajın çevreye etkisi düşünülerek üretilmesi gerekiyor. Ambalajlı ürün kullanıldıktan sonra geri dönüşüm sürecine dahil edildiğinde çevreye ve ülke ekonomisine katkı sağlıyor. ASD, sektörün tüm paydaşlarının desteğiyle geri dönüşümlü çevre dostu ambalajlara odaklanılmasının dünyanın sürdürülebilirliği için önemli olduğunu vurguluyor.

AMBALAJ SANAYİCİLERİ DERNEĞİ (ASD)

Toyo Matbaa Mürekkepleri, Avrasya Ambalaj Fuarı’nda yenilikçi ürünlerini sergiledi

Japonya merkezli Toyo Ink Group’a bağlı olan Toyo Matbaa Mürekkepleri, ambalaj sektörünün en kapsamlı fuarlarından biri olan Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’na katılım gerçekleştirdi. Fuarın ilk gününden itibaren sergilediği yenilikçi ürün grupları ile ziyaretçilerin dikkatini çekmeyi başaran şirket; basım ve ambalaj üreticilerinin döngüsel bir ekonomiye geçiş yapmalarına yardımcı olabilecek ürün ve hizmetlerini bu fuarda sergiledi.

Başta Türkiye olmak üzere yurt dışından gelen ziyaretçiler, fuar süresi boyunca Toyo Matbaa Mürekkepleri’nin deneyimli ekibi ile gerçekleştirdiği toplantılarda metal ambalaj sistemleri, likit mürekkepler ve sheet-fed ofset mürekkeplerinin yanı sıra laminasyon tutkalı, pigment ve yeni çözüm önerileri hakkında da bilgi aldı. Özellikle “Sürdürülebilir Gelecek için Ambalaj İnovasyonu” başlığı altında sergilediği esnek ambalaj yapılarında alüminyumun yerine geçen şeffaf UV-blok kaplamaları için RV-20010 serisi; INGEDE tarafından mürekkepten arındırılabilirlik sertifikasına sahip LP-9000 Toyo Life Premium Food LO/LM tabaka ofset mürekkep serisi ve metal ambalaj iç kaplamalarına yönelik BPA içermeyen, gıda regülasyonlarına uygun ürün serileri ile büyük ilgi gördü.

Toyo Matbaa Mürekkepleri Stratejik Planlama ve Pazar Analizi Ekip Lideri Pınar Demir Altın “Avrasya Ambalaj Fuarı, sektörün ve bölgenin prestijli fuarlarından biri. Ambalaj ve basım endüstrisi hem ülkemizde hem de dünyada hızlı büyüyen, gelişen sektörlerin başında geliyor. Aynı zamanda hem yıllık ambalaj üretim tonajı açısından hem de yenilikçi ürünler açısından Türkiye pazarda çok iyi konumda. Biz de ambalaj ve basım sektörlerinin tedarikçisi olarak gelişen bu pazarda doğru ihtiyaç ve beklentileri analiz ederek Ar-Ge merkezimizde sürdürülebilir, çevreci ve gıdaya uygun ürünler üretiyoruz. Bu doğrultuda, gıda regülasyonları ile uyumlu tüm ürün serilerimiz ile birlikte “Sürdürülebilir Gelecek için Ambalaj İnovasyonu” başlığı altında geliştirdiğimiz ürünlerimizi Avrasya Ambalaj Fuarı’nda tanıtmış olmaktan oldukça mutluyuz. Son olarak, bağlı olduğumuz Toyo Ink SC Holdings, 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere şirket ticari unvanını artience şeklinde değiştireceğini duyurmuştur. Bizler de fuar süresi boyunca müşterilerimize ve diğer paydaşlarımıza bu konu hakkında bilgilendirme yaparak, görüşmeler gerçekleştirdik. Toyo Ink Group’un dünyanın dört bir yanındaki insanlara; en ileri teknolojiyi kullanarak çığır açan değerler sunan bir şirkete dönüşme yönündeki güçlü kararlılığı ve dönüşen markamızla, müşterilerimize her zaman olduğu gibi hizmet vermeyi sürdüreceğiz” dedi.

TOYO MATBAA MÜREKKEPLERİ

Yeşil ekonomiyle dünyadaki ticaret paradigması sil baştan değişiyor

Ekonominin lokomotif sektörlerinden biri olan plastik endüstrisinin en önemli uluslararası organizasyonu 16. PAGEV Türk Plastik Endüstrisi Kongresi, İstanbul’da TÜYAP Palas’ta gerçekleştirildi. Bu yıl ki teması “Döngüsel Plastik Ekonomisinde Yeni Nesil Sürdürülebilirlik” olan kongrede 3 farklı panel yer aldı. “Yeşil Dönüşümün 3 Anahtarı; Yeşil Finansman, Atığa Ulaşmak ve Zihniyet Dönüşümü”, “Yeşil Teknolojiler” ve “Yeşil Dönüşümle İlgili Yasal Düzenlemeler” başlıkları altında yapılan oturumlara katılan yerli ve yabancı panelistler, döngüsel ekonomiye dair gelişmeleri anlattı. Global markalar ve alanında uzman isimlerin konuşmacı olduğu kongrede, dünyada hızla gelişen yeşil ekonomi trendi masaya yatırıldı.

Kongrenin ev sahipliğini yapan Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, Avrupa Yeşil Mutabakatının, 2050 yılına uzanan hedefler doğrultusunda dünyada ticaret paradigmasının sil baştan dizayn edildiğini söyledi. Söz konusu amaçlara ulaşabilmek için benimsenen yeni büyüme stratejisinin, iklim değişikliği eksenine göre planlandığını belirten Eroğlu; tedarik zincirinden finansmana, enerjiden ulaştırmaya, ambalajlardan inşaata ve tarım sektörüne uzanan her alanda Yeşil Mutabakatın ayak izlerini görmek mümkün. En önemli pazarımız olan Avrupa’nın, Yeşil Ekonomi ve Yeşil Teknolojiler kapsamında ortaya koyduğu değişim, elbette Türkiye’yi de bağlıyor. Bu kapsamda önemli hale gelen geri dönüşüm endüstrisinde büyüme hızlanacak. Türk Plastik Sektörü için risk ve fırsatlar sunan Avrupa’daki Yeşil Mutabakat; karbon ayak izi yüksek olan ithal ürünleri ek karbon dengeleme bedelleri tahsil ederek adeta cezalandırarak, karbon emisyonu yüksek üretimleri dezavantajlı hale getirip, dünyadaki ticaret paradigmasının değiştiğini açıkça ilan ediyor. Döngüsel ekonomiye entegre olması gereken Türkiye, en büyük pazarı olan Avrupa başta olmak üzere ihracat yaptığı ülkeleri kaybetmek istemiyorsa yeşil dönüşüme uyumlu üretim anlayışına geçiş yapmalı. Lineer ekonominin bittiği, döngüsel ekonominin hüküm sürdüğü dikkate alınarak üretim anlayışında yeniden yapılanmaya gidilmeli” dedi.

RePlast, Türkiye’yi yeşil dönüşümde öne çıkaracak

Yeşil Dönüşüm ve Yeşil Teknoloji ile hızla değişen dünyada geri dönüşüm trendinin yükseldiğini söyleyen Eroğlu, atıkların stratejik ham madde haline geldiğini belirterek şöyle konuştu: “Küresel ısınmanın had safhaya ulaştığı günümüzde tüm dünya artık petrol türevi ham maddeleri sıfırdan kullanmak yerine daha önce ürün haline gelmiş kaynakları, geri dönüştürerek yeniden kullanmaya yöneldi. Döngüsel ekonomi olarak özetleyebileceğimiz bu süreç hem daha temiz dünya hem de yeni ekonomik kaynak yaratma anlamında önemli. Kullandığımız malzemeleri geri dönüştürerek tekrar kullanmak ülke ekonomileri için geri dönüşüm endüstrisinin büyümesini de beraberinde getiriyor. Geri dönüştürülmüş ham madde, günümüzde petrolden üretilen orijinal ham maddeden daha fazla talep görüyor. Atıklara yönelik bu değişim; bütün dünyayı, geri dönüştürülmüş ham madde ve söz konusu ham maddeyi işleyecek makine-ekipman teknolojisine ulaşmaya sevk ediyor. Dünyada 6, Avrupa’da ise Almanya’dan sonra 2’inci sırada yer alan Türk Plastik Sektörü, geri dönüşüm sektöründe de dünyada öncü olmayı hedefliyor. Bu amaçla PAGEV öncülüğünde kurduğumuz PAGÇEV Yeşil Dönüşüm ve Teknolojiler Derneğimiz, TÜYAP ile iş birliğine giderek RePlast Eurasia Plastik Geri Dönüşüm Teknolojileri ve Hammaddeleri Fuarı’nı gerçekleştirecek. İlki 2-4 Mayıs 2024 tarihlerinde gerçekleşecek fuar; Türkiye’nin, yeşil dönüşümde öncü rolünü devam ettireceğinin ve bu yarışta en önde olmak için iddiasını ortaya koyacağının belgesidir. PAGEV olarak yönetiminde yer aldığımız Avrupa Birliği Plastik Üreticileri Derneği’nin (EUPC) de desteğini aldığımız ve uluslararası katılımla gerçekleştirilecek fuarımız plastik geri dönüşüm teknolojileri ve ham maddelerinin yeniliklerinin sergileneceği merkez haline gelecek. Dünyadaki yeşil dönüşüm yarışında Türkiye’yi öne geçireceğine inandığımız fuarımızın, sektöre önemli kazanımlar sağlamasını ön görüyoruz. Uluslararası marka haline gelecek RePlast Eurasia Fuarı, Türkiye’nin Yeşil Dönüşüm konusunda attığı adımları hızlandıracaktır.”

Plastiklerin, yaşamı kolaylaştırdığını da vurgulayan Eroğlu, bu nedenle PAGEV reklam filminde, “Plastiklerin doğada yeri yok, hayatımızda yeri çok, işi çok, geri dönüştürelim” şeklindeki sloganımızla kamuoyunu, sektörümüz hakkında doğru bilgilendirdik, plastik ürünlere yönelik yanlış ve olumsuz algıyı düzeltmeye çalıştık” dedi. 

PAGEV