Monday, Dec 06th

Last updateThu, 02 Dec 2021 7am

You are here: Home Article Endüstri 4.0 ve küresel kimya stratejisinde öncelikler

Endüstri 4.0 ve küresel kimya stratejisinde öncelikler

Bugün içinden geçmekte olduğumuz 4. Sanayi Devrimi’de aslında bizim için nanoteknoloji, yapay zekâ, nesnelerin interneti ve 3D baskılarından çok daha fazla anlam ifade ediyor. Bilginin sınırlarının kalktığı bu yeni dönemle birlikte; bilimin, rekabetin, gücün, uyumun, direncin, güvenliğin, adaletin ve eğitimin kuralları yeniden belirleniyor. 

Tüm bu alanların etkileşimiyle oluşan yeni kültürde ayakta kalabilmek, yeni kültürün yarattığı fırsatlardan en hızlı şekilde yararlanabilmek önemli ama sadece kendine, kendi şirketine, kendi ürününe odaklanarak ayakta kalmak yeni dönemde artık sürdürülebilir bir strateji değil. Herkesin, her nesnenin, her şehrin, her bilginin geçmişle mukayese edilemeyecek bir hızla birbirine daha çok bağlandığı ve sürekli bir değişim üzerine kurulu bir devrim 4. Sanayi Devrimi. 

Bu nedenle, 4. Sanayi Devrimi olarak adlandırılan bu yeni dönemle birlikte ayakta kalabilmek için ayağa kaldırmamız gereken değer zincirlerini, yok olmamamız için yok etmememiz gereken bir dünya anlayışını çok daha iyi idrak etmek zorundayız. Biz de bu anlayışla kimya çözümleri üretiyoruz. 

Herhangi bir alandaki çözümün geliştirilmesinde kuşkusuz tek kişi ya da tek şirket lokomotif rol oynayabilir. Ancak, günümüzdeki çözümlerin sürdürülebilir ve etkin olabilmesi; insan yaratıcılığı, teknoloji ve pazar arasındaki çok boyutlu etkileşimin anlaşılabilmesiyle ve yönetilebilmesiyle ortaya çıkabilir. Ekonomik ilerlemeyi sürdürülebilirlikle dengelemenin, yeni temiz su kaynaklarını temin etmenin, artan nüfusu beslemek için tarımsal verimliliği geliştirmenin ve karbon ayak izimizi azaltmanın etkili yollarını tüm toplumların bulması gerekiyor.  Bunlar, cesur girişimler gerektiren büyük küresel zorluklar. Geçtiğimiz yıl bu sorunlara çözüm arayışında G20 ülkelerine başkanlık eden Türkiye’nin, ortaya koyduğu “kapsayıcılık” ilkesi çerçevesinde ortak çabaları şekillendirmeye liderlik etmiş olmasından da ayrıca gurur duyuyoruz.

Toplumun hiçbir tekil unsuru, hiçbir hükümet, sanayi veya şirket, sorunları tek başına çözemez. Bu yüzden, gelecek için güçlü bir temel inşa etmek amacıyla işbirliği içinde hareket etmemiz elzem... Bunu yapmak için iş dünyası, hükümet ve üniversiteleri kapsayan ve birlikte uyumlu çalışan güçlü bir ortaklık, yani “altın üçgen”i kurmalıyız. Ayrı ayrı çabalar çok ve yorucu olabilir ama bu çabaları “akıllı” yapmanın yolu; 4. Sanayi devriminin gerektirdiği ileri üretim modellerinin geliştirilmesine yönelik birbirini desteklemesi, yeni üretim teknikleri konusunda birbirinin eksiğini tamamlaması ve birlikte çalışmalarının önünü açması.  

Biliyorsunuz; ileri üretim sanayi, kimya, nanoteknoloji ve biyoloji dahil birçok uzmanlık alanında en ileri teknoloji ve bilgi kullanımını gerektirir. Örneğin; geleneksel üretim teknikleriyle çelik üretilirken, ileri üretim teknikleriyle geleceğin temel ürünleri olan yarı-iletkenler ve foto-voltaik cihazlar üretilir. Sonuçta da ileri üretim mevcut üretim proseslerinde ilerleme kaydederken, modernleşen küresel ekonominin yükselen talep standartlarına uygun ürünler ve yeni yöntemler geliştirilmesini sağlar. 

İleri üretimin ekonomideki çarpan etkisi diğer sektörlere göre çok daha fazla. Üretimde yaratılan her bir iş ekonomi genelinde 3-5 iş olanağı yaratıyor, 1 dolarlık üretim tedarik zincirinde 1.4 dolarlık bir değer yaratıyor, 1 dolarlık imalat, ekonomide 2.3 dolarlık değer yaratıyor... Bunun ötesinde, üretim kapasitesi zayıf yerlerde Ar-Ge ve inovasyon değere dönüşemiyor. Üretimini güçlendiren yerler Ar-Ge ve inovasyonu kendine çekiyor, üretimde geride kalan yerlerde Ar-Ge ve inovasyon hayata geçemiyor, insana dokunamıyor. İmalat ekonominin en güçlü lokomotifi... 4. Sanayi Devrimi’nde bu lokomotifi bilgiyi anlamlandırarak hızlandıracağız.

ABD’de 2013 yılı eylül ayında Başkan Obama, gelişmekte olan teknolojiler alanında liderliği perçinleyebilmek için sanayiden, üniversiteden ve iş gücü dünyasından liderleri bir araya getiren sektörler arası bir girişim olan İleri Üretim Sanayi Ortaklık Yürütme Komitesi 2.0 kurulduğunu açıkladı. Yönetim Kurulu Başkanımız ve CEO’muz Andrew Liveris bu Yürütme Komitesinin eş başkanlığına seçildi. 

Dow Türkiye olarak tüm sanayilerin çekirdeğini oluşturan kimyasal çözümlerin üretimi ve tüm değer zincirlerini teknolojiyle birlikte geliştirerek ülkemizin rekabetçiliğini artırmasına yönelik olarak tüm gayretimizle çalışıyoruz. Türkiye’deki mevcut yatırımlarımıza ve gelecek planlarımıza bu hedefle şekil veriyoruz.

Dow olarak tüm çözümlerimizi bu ileri üretim anlayışıyla dizayn ediyoruz ve her geçen gün geliştiriyoruz. Çözümlerimiz sadece bizden bu çözümleri satın alan müşterilerimizi değil tüm değer zincirini yeniden yapılandırıyor. Burada çok özet olarak 2 örnekten bahsedebilirim. 

1) Esnek Paketleme

Birleşmiş Milletler’in yaptığı araştırmaya göre dünyada, yıllık ekonomik değeri 1 trilyon ABD dolarına karşılık gelen 1,3 milyar ton gıda israf edilmektedir. Bu miktarın dünya gıda üretiminin üçte birine denk geldiği tahmin edilmektedir. Araştırmacılar, gıda atıklarının neden olduğu karbondioksit emisyonunun yılda 2,5 milyar tona ulaşabileceğini bildirdi.

Dow olarak geliştirdiğimiz esnek paketleme yöntemiyle hem gıdanın tazeliğini koruyoruz ve gıda atığını önlüyoruz hem de karbon emisyonunu azaltıyoruz. Ortalama olarak bir kilogram taze yiyecek için, esnek paketleme için 70 gram karbon dioksit, yiyecek israfını önleyerek 350 gram karbon dioksitin ortaya çıkmasını engelliyor. Günümüzde esnek paketlemenin %40’dan %100’e yükselmesi yılda 26 milyon ton malzemenin azaltılması veya ulaşım için 1 milyon kamyon yükün azaltılması demek. 

2) Karbon Elyaf

2012 yılında kurulan DowAksa, Aksa Akrilik Kimya Sanayi A.Ş. ile Dow arasında kurulan uluslararası bir ortak şirkettir. İki ortağın güçlerini birleştiren bu girişim; enerji, altyapı ve ulaşım sektörlerine odaklanarak karbon elyaf ve türevlerini üreterek piyasaya sunmaktadır. Karbon elyaf, çoğunluğu karbon atomlarından oluşan çok ince bir elyaftır. Dünyanın ve ülkemizin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlara yönelik, başta kaynakların verimli kullanımına yönelik inovatif çözümler sunması sebebiyle stratejik öneme sahiptir. Karbon elyaf;

Rüzgâr türbinlerinin enerji üretiminin artırılması 

Otomobillerdeki yakıt tüketiminin azaltılması 

Altyapı ve yapıların güçlendirilerek depreme karşı korunması, ömürlerinin uzatılması 

gibi alanlarda kullanılan çok stratejik bir ürün. Tüm üretim süreçlerini yeniden tanımlayacak, oyunun kurallarını hepimizin lehine yeniden tanımlayacak Sanayi 4.0 ürünü.

Karbon elyaf; savunma, uzay ve havacılık, altyapı, enerji, ulaşım sektörlerinde kullanılan yakın gelecekte çelik, alüminyum gibi metalleri ikame edecek yüksek teknoloji içeren ileri kompozit malzemelerin ana girdisi.

Küresel olarak yakıt tasarrufu ve emisyon azaltımı için hafif malzeme kullanımı talebine Türkiye’den yanıt verilebilmesini sağlayacak; çelikten 4 kat daha hafif, alüminyum ve cam elyaftan 2 kat daha hafif güvenilir ve koruma gücü yüksek sağlam malzeme. Çeliğe göre 5 kat daha dayanıklı, çelik, alüminyum ve cam elyafa göre bükülmezlik özelliği en az 2 kat yüksek, korozyona ve yorulmaya dayanıklı, elektrik iletken ve ısı yalıtkan, esnek tasarım imkanı sunan ve enerji ve çevre yönetmeliklerine uygun…

İyileştirme projelerinde karbon elyaf kompozitlerinin kullanımı, eski altyapıların kullanım ömürlerini 50 ile 75 yıl kadar uzatabilmektedir. Bu uzatılmış kulanım süresi, yıkım ve yeniden yapım maliyetlerinden kurtarmakta, yıkımdan kaynaklanan parça ve molozları azaltmakta ve malzeme nakliyesi için talebi ve aynı zamanda gürültü kirliliğini düşürmekte…

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu girişimlerin karbon elyaf gibi geleceğin teknolojilerini sahiplenme iradesinden geçeceğine inanıyorum.

Sanayi 4.0 Devrimine yönelik hazırlıklarımız arasında en gerekli olanın Türkiye’de sahip olduğumuz büyük avantajımız olan dinamik genç nüfusumuza çok iyi bir eğitim vermek olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarındaki yeterliliklerimizi geliştirmeliyiz ve ülkemizde bu alanlardaki eğitime olan ilginin artması için elimizden geleni yapmalıyız. 

İhsan Necipoğlu

Dow Türkiye ve Orta Asya Cumhuriyetleri Başkanı