Friday, Aug 12th

Last updateTue, 02 Aug 2022 8am

You are here: Home Article Esnek PVC üretiminde kullanılan plastikleştiricilere ilişkin sorunlar

Esnek PVC üretiminde kullanılan plastikleştiricilere ilişkin sorunlar


Özet

Bu çalışmada esnek PVC ürünlerde kullanılan plastikleştiricilerle ilgili çeşitli konular tartışılmıştır. PVC’ye esneklik kazandırmak amacıyla en yaygın kullanılan plastikleştiricinin ticari olarak dioktil ftalat (DOP) olduğu bilinmektedir. Ancak DOP ve bazı ftalatların çevreye ve sağlığa zararlı olabileceğine ilişkin bulgular vardır. Bu çalışmada esnek PVC üretiminde kullanılabilecek plastikleştiricilerin etkinliği, seçimi, çevre, sağlık ve son ürün üzerine etkileri ve yasal durumu irdelenmiştir.

Anahtar sözcükler: PVC, plastikleştirici, plastisol, plastikleştirici göçü, ftalat. 

Giriş

Polivinil klorür (PVC), malzeme özelliği, doğasından gelen alev geciktiriciliği, ısıl kararlılığı, ekonomikliği ve ürün başarımı gibi nedenlerle birçok alanda yeğlenmektedir [1,2].  50 yılı aşkın bir süredir plastikleştiricilerin gelişmesi ile, PVC en önemli plastiklerden biri olmuştur [3,4]. PVC, profil, film, levha ve şişe olarak çeşitli sektörlerde pek çok uygulama alanı bulmaktadır. Uygulama alanlarının %34’e varan kısmını esnek PVC olarak adlandırılan plastikleştirilmiş PVC (p-PVC) ürünler oluşturmaktadır [3]. Polimerlere eklenen katkılar polimer özelliklerini değiştirmeye ya da polimerin ömrünü uzatmaya yöneliktir [5]. Plastikleştirici kullanımı, PVC’nin camsı geçiş sıcaklığını düşürerek esnek ürünler üretiminde kullanılabilirliğini sağlamaktadır. PVC’ye ve ısıl kararlı kılıcılara ilişkin olumsuzluklar büyük ölçüde çözümlenebilmişken, plastikleştiricilere ilişkin sorunları çözüme ulaştırmak için çalışmalar sürmektedir. Bu çalışmada PVC ile plastikleştiricinin etkileşimi, plastikleştiricilere ilişkin sorunlar ve bu sorunların çözümüne ışık tutacak bilgiler derlenmiştir.

Plastikleştiricilerin PVC ile etkileşimi

PVC yaklaşık 130-230 oC sıcaklıklarda işlenmekte ve bozunması da yine bu sıcaklık aralığında olduğundan, katkı maddeleri (ısıl kararlı kılıcılar, plastikleştiriciler vb.) eklenerek uygulama alanı arttırılmaktadır [6,7]. 

Polimerle moleküler bağ yapmadığı için dış plastikleştirici olarak adlandırılan plastikleştiriciler (ftalatlar, fosfatlar, trimetillatlar, adipatlar, maleatlar, sitratlar vb.) genellikle ester yapısında, görece düşük molekül ağırlıklı, düşük uçuculuğu olan, polimerler ile karışabilen sentetik organik moleküllerdir. Bu maddeler, polimer eriyiğinin viskozitesini, camsı geçiş sıcaklığını ve son ürünün esneklik modülünü düşürerek, plastik malzemenin akıcılığını ve termoplastikliğini arttırarak son ürünün özelliğini iyileştirirler [8].

PVC karbon atomlarına kovalent bağlarla tutunmuş klorlarla oluşan poliklorlu zincir yapısındadır. Moleküller arasında zincir boyunca oluşan çift kutuplu güçlü etkileşimlerin sonucunda sert bir polimerik malzeme ortaya çıkar. Plastikleştirici katkılar yapıdaki mikrokristalitleri etkilemeksizin polimer zincirleri arasındaki bu etkileşimleri azaltarak ya da serbest hacmi artırarak polimere daha hareketli ve esnek bir yapı kazandırır. IUPAC plastikleştirici için 1951 yılında “genellikle bir plastik ya da elastomer malzemenin bükülebilirlik, işlenebilirlik ve esnetilebilirliğini artırmak için katılan madde” tanımını benimsemiştir [9, 10]. Plastiklere ilişkin standard terminolojiyi veren ASTM D883 ise, plastikleştiriciyi plastiğin esnekliğini artırmak için katılan madde olarak tanımlamıştır [11]. 

Polimer-plastikleştirici etkileşimini, jelleşme ve füzyonu denetleyen başlıca unsurlar, pastanın viskozitesi, polimerin tane boyutu ve molekül ağırlığı dağılımıdır. PVC, plastikleştirici ve dolgu maddesi, ısıl kararlı kılıcı ve pigment gibi katkıların karıştırılması ile elde edilen plastisol yapısındaki pasta, 180-200 oC’ye kadar ısıl işlem gördüğünde plastikleştirici PVC taneciklerinin arasına girer, parçacıkları şişirip füzyonla plastijel denilen katı kütleyi oluşturur ve son ürün şeklini alır [12-14]. Bu adımda, plastikleştiricinin PVC taneciklerin içine girmesiyle jelleşerek akıcılığını kaybeden pastanın viskozitesi artar [13,14]. Isıl işlem sürecinde yapıdaki mikrokristallerin füzyonu ile PVC’nin ağ yapısı dağılırken homojen bir yapıya ulaşılır ve soğutma sonrası tüm özellikleri ile esnek PVC oluşur [15].

Esnek PVC uygulamalarında kullanılan plastikleştiriciler

Plastikleştiriciler en başta PVC olmak üzere sınırlı sayıda polimerler ile kullanılırlar [16]. Plastikleştirilmiş PVC (p-PVC), otomotiv, mobilya/ofis ekipmanları, ambalaj, giyim, yer döşemeleri, tel ve kablo kılıfı gibi pek çok uygulama alanı bulmaktadır [3]. Ftalik asit diesterleri (benzen 1,2-dikarboksilik asit) olarak bilinen ftalatlar, uzun zincirli (C7–C10) alkoller ile ftalik anhidritin esterleşmesi ile üretilirler [17]. Ftalatlar ve adipatlar, özellikle dioktil ftalat (DOP) olarak adlandırılan dietil-hegzil ftalat (DEHP), di-izononil ftalat (DINP), di-izodesil ftalat (DIDP) ve dioktil adipat (DOA), PVC uygulamalarında en çok kullanılan [18] ve polimerle uyumluluğu ve kattığı özellikler kayda değer ölçüde olduğu için “birincil etkili” grubundan plastikleştiricilerdir [4, 19]. Dimetil ftalat, dietil ftalat (DEP), di-izobenzil ftalat (DIBP) ve benzil bütil ftalat (BBP),  diğer önemli ftalatlardır [4, 20].

DOP, ucuz olması, piyasadan kolayca sağlanabilmesi, uçuculuğunun ve sudaki çözünürlüğünün düşük olması yönleriyle en yaygın kullanılan plastikleştiricidir. Bununla birlikte ftalatlar, özellikle DOP, ürünlere kimyasal olarak bağlanmadıkları için değme ortamlarına (gaz, sıvı veya katı) kolayca göç ederek, bu ortamların kirlenmesine yol açarlar [21, 22]. Bu sorun ftalatlara seçenek olabilecek plastikleştiricilerin geliştirilmesi ve kullanımı konusunu gündeme getirmiştir. Yeni nesil plastikleştiriciler içerisinde tereftalatlar, özellikle de dioktil tereftalat (DOTP) olarak bilinen di(2-etilhegzil) tereftalat (DEHTP), kaplamalar, vinil döşemeler, elektrik bağlantıları, giyim, şişe kapakları, oyuncaklar ve tıbbi cihazlar gibi birçok uygulama alanı bulmaktadir  [23]. Şekil 1’de DOP ve DOTP yapıları görülmektedir.

Bir diğer yeni nesil plastikleştirici ise DINP’den üretilmiş olan ancak ftalat yapısında olmayan diizononil 1,2-siklo hegzan dikarboksilik asit (DINCH)’dir. Şekil 2’de DINP ve DINCH yapılarının benzerliği ve farkı açıkça görülmektedir. DINCH teknik özellikler yönünden DOP ile benzeşmektedir. Bu nedenle, öncelikle tıbbi ürünler ve oyuncaklar gibi hassas uygulamalarda kullanımı sağlanmıştır. 2007 yılından beri ise film, kap, şişe mantarı gibi gıda uygulamalarında kullanılmaktadır [24]. Günümüzde DINCH çocuk bakım ürünleri, tekstil boyaları, baskı mürekkepleri, koruyucu kaplamalar gibi alanlarda da kullanılmaktadır [23].

Plastikleştiricilerin göç davranışı ve plastikleştirici yapısı ile ilişkisi

Plastikleştirme, polimere kimyasal bağlanma olmayan plastikleştiriciler ile yapıldığında kaçınılmaz olarak temasta bulundukları ortama göç olgusu gerçekleşir ve göçün olduğu ortam kirlenir [21, 22]. Polimer-plastikleştirici uyumu arttıkça göç miktarı azalır. Polimerin plastikleştirici ile uyumu bu ikisinin karışabilirliğini belirler ve uyum, çözünürlük parametresi ile öngörülebilir [25]. 

Plastikleştirici göçü iki adımda olmaktadır. İlk adımda plastikleştirici polimer içinde yayınmakta, ikinci adımda polimerden çevreye taşınım gerçekleşmektedir [26]. Mühendislik açısından göç miktarı yayınırlık (yayınma katsayısı) ile öngörülebilmektedir. Plastikleştirici ortamında ilgili madde dışında yayınan ya da bozunan maddeler yoksa ya da göz ardı edilebilir düzeyde ise, belli koşullar altında kütle kaybı zamana karşı izlenerek yayınırlık hesaplanabilmektedir [1, 22]. Bu şekilde çeşitli plastikleştiricilerin dış ortama göç oranı saptanarak kullanım alanına uygun plastikleştirici seçiminde kullanılabilecek veriler elde edilebilmektedir. Göç olgusu, polimerin molekül ağırlığı ve diğer özelliklerine, plastikleştiricinin doğası ve miktarına, plastikleştirme sürecine ve ürün yapısının homojenliğine olduğu kadar, dış ortam koşulları, değme alanı gibi koşullara da bağlıdır [4]. Temas ortamının katı, sıvı ya da gaz olması, bunların hangi maddeden oluştuğu, örneğin sıvı ortamın polar ya da apolar çözücü ortamı olduğu gibi farklı durumlar plastikleştiricilerin göç davranışını farklılaştırmaktadır. Ayrıca malzemenin kullanılacağı ortamın sıcaklığı, malzemenin kalınlığı ve içerdiği plastikleştirici miktarı da göç davranışı üzerinde etkin parametreler arasındadır.  

Plastikleştirici ve PVC zinciri arasındaki geometrik uyum, plastikleştiricinin PVC’den göçü üzerinde etkindir. Ftalatlar aromatik ester yapısında, adipat ve maleat plastikleştiriciler alifatik ester [Şekil 3], DINCH ise alifatik halkalı ester yapısındadır. 

DOTP bir tereftalatken, DOP, DIDP ve DINP ortoftalat yapısındadır. Dallanmış yapılarda molekül hareketliliği kısıtlandığı, polimer matrisi içinde dolaşıklık arttığı için bu yapılardaki plastikleştiricilerin göçü, buharlaşması ya da ekstraksiyonu, düz yapılı olan izomerlerine göre daha zordur. Bununla birlikte, doğrusal yapılı plastikleştiriciler polimere daha iyi düşük sıcaklık özellikleri kazandırmaktadır [4].

DINP’nin aromatik yapısının modifiye edilerek halkalı yapıya dönüştürülmesi ile elde edilen DINCH, yapısı ve mol kütlesi yönünden DINP ile benzeşmektedir.  Yapısal kararlılığı ftalatlarda aromatik kısım, DINCH’te ise halkalı yapı sağlamaktadır. DINCH’in DINP’e göre molar hacminin %4 artışının daha fazla serbest hacim yaratarak PVC ile etkileşimini artırmaktadır. Ftalat yapısının kaybolması, kararlılığını ftalatlara göre daha az olmasına neden olmaktadır. Ayrıca DINCH’ın içerdiği alisiklik yapının polarlığının ftalat yapısındaki aromatik halkanın kazandırdığı polarlıktan daha düşük olması,  DINCH’ın PVC ile uyumunun DINP ile olana göre daha az olamsına neden olmaktadır [27, 28].  

Plastikleştirici yapısı, jelleşme davranışı üzerinde etkindir. Ftalatlar, iki polar gruplarının yanı sıra aromatik yapı içermeleri ile orta polarlık düzeyindedir. Adipatların doğrusal alifatik yapısı ve düşük polarlığı jelleşme sürecini uzatmaktadır  [27, 28].

Polimer-plastikleştirici etkileşimi ve polimer moleküllerinin kısmi yer değiştirmesi, plastikleştiricinin polimer içinde yayınma katsayısını (yayınırlığını) belirler. Düşük sıcaklıkta polimer-plastikleştirici etkileşimi yayınma katsayısı üzerinde etkin olurken, sıcaklık arttıkça bu etki azalır. Polimer molekülünün büyüklüğü de polimerin yayınma hızı üzerinde belirleyicidir [29].    

Plastikleştirici derişimini doygunluk değerinin altında ve polimerin sadece hava ile teması varsa, başlangıçta plastikleştiricinin yüzeyden buharlaşması ile kaybı söz konusudur.  Bunun sonucunda malzeme yüzeyinde plastikleştirici azalır ve plastikleştirici derişimi o noktada merkezden yüzeye doğru azalır. Devam eden kütle kaybı, sadece plastikleştiricinin bu doğrultuda yayınması, yüzeyin dipten gelen plastikleştirici ile yenilenmesi şeklindedir. Plastikleştirilmiş ürünün ısıya maruz kalması plastikleştiri göçünü artırırken[10] ürüne 2-10 dakika ısıl işlem uygulanması yüzeydeki serbest plastikleştiriciyi uzaklaştırarak ürünün kullanım sürecinde plastikleştirici göçünü azaltmaktadır [29].  

Plastikleştirici göçünün olumsuz etkileri

Dünyada, esnek PVC ve bazı plastiklerin  üretiminde her yıl milyonlarca ton ftalat kullanılmaktadır. Bunun sonucunda çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkiler ortaya çıkmaktadır. Plastikleştirici göçü son ürünün dış görünüşünü bozmakta ve çevresel sorunlar, gıda kirlenmesi [20], oyuncak uygulamalarına uygun olmayış [4] gibi nedenlerle ürünün ticarileştirilmesini kısıtlamaktadır. Bilimsel kaynaklarda esnek filmlerden, oyuncak, conta, kan ve serum torbası gibi malzemelerden gıdaya, gıda ve salya eşdeğeri ortamlara plastik göçüne ilişkin çok sayıda yayın bulunmaktadır [22, 29, 30]. İzleyen bölümde plastikleştirici göçünden kaynaklanan olumsuzluklar tartışılmıştır.

• Plastikleştirilmiş ürün üzerine etkiler

Esnek PVC’den dış ortama plastikleştirici göçü, malzemenin kırılganlaşmasına neden olmakta ve ürünün kopma dayanımını azaltmaktadır. Plastikleştirici göçü dış etkenlerle artabilmekte, göç olgusu son ürünün dış görünüşünü bozmakta ve hizmet ömrünü belirlemektedir [26].

Örneğin, aynı ürün üzerinde farklı malzemeden yapılmış parçalara göç ile o parçaların ve son ürünün özelliklerinin bozulması gibi durumlar oluşabilmektedir [4].

• Plastikleştiricinin bulaştığı ürün üzerine etkiler

Kendisiyle temasta olan kimyasalların göç etme olasılığı nedeniyle gıda güvenliği açısından ambalaj malzemesi seçiminin önemi artmaktadır. Göç terimi genellikle ambalaj maddesi ile gıda maddesi arasındaki güçlü etkileşimi tanımlamaktadır. 

• Plastikleştiricilerin çevreye ve insan sağlığına etkisi

Ftalatların kimyasal özellikleri nedeniyle biyolojik ortamda birikmesi söz konusu olmasa da üreme sağlığına etkileri yönünden dikkatle incelenmesi gerekmektedir [31]. Ftalatların çoğunun ve özellikle DOP’un kanser yapıcı ve teratojenik (normalden farklı, anormal yapı oluşturan) etkiler gösterdiğinden kuşkulanılmakta, hücre gelişimi üzerine etkileri konusunda karşıt fikirler bulunmaktadır [32].  Bu maddelere sindirim, soluma ve cilt teması ile maruz kalınmaktadır [15]. Son zamanlarda endüstrileşmiş ülkelerde yapılan çalışmalarda idrar örnekleri, insanların ftalatları da içeren çeşitli plastikleştiricilere maruz kaldığını ortaya koymuştur. Örneğin, oyuncakların ağza alınıp çiğnenmesi ile plastikleştirici vücuda alınmaktadır [4]. İnsanların çevreden alabilecek dozun çok üzerinde uzun süreyle ağızdan aldığı DOP, başlıca karaciğer ve testislerde sağlık sorunlarına yol açmıştır [32]. 

Plastikleştiri etkileşiminin bilinen tek olumlu örneği, DOP ile plastikleştirilmiş PVC kan torbalarında saklanan kandaki kırmızı hücrelerin DOP’den olumlu etkilenmesidir [33]. Yapısal benzerliklerine rağmen DOTP’ın şimdiye kadar kanserojen ya da gen ve üremeyi bozucu etkisi gözlenmemiştir [23].

Hayvanlar üzerindeki deneyler DOP, DBP ve DEP’in özellikle üremeye ilişkin çeşitli sağlık sorunlarına neden olduğunu göstermektedir  [31]. Fareler üzerinde yapılan deneylerde maruz kalınabilecek derişimin çok üstünde dozlarda DOP spermle etkileşim yaparken, düşük derişimde kısa süreli etkileşimin üremeye olumsuz etki yapmadığı görülmüştür. DOP’un başka dokulardaki zararlı etkileri çok fazla çalışılmamış olsa da tiroid, böbrek ve kan ile etkileşime ilişkin çalışmalar yapılmıştır. DOP’un insanlarda kanser yapma potansiyeline ilişkin bir çalışma bulunmamakla birlikte, uzun sure yüksek doz DOP temasının farelerde karaciğer kanserine yol açması nedeniyle Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IACR) 2000 yılında insanlar için de kanserojen olabileceğine karar vermiştir [31]. DIDP ile hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar ağızdan, temasla ve solumayla sınırlı zehirli etkisi olduğunu, cilt ve gözü çok az tahriş ettiğini göstermiştir [15]. Plastikleştirici ya da plastikleştirilmiş ürün üretiminde çalışanların alabileceği dozlar da iş sağlığı ayrıca incelenmelidir.  

Plastikleştiricilerle ilgili sorunlara çözümler, etik ve yasal düzenlemeler

Ftalatlar son 20 yıldır özellikle Avrupa’da medyada, yasal düzenlemeler, çevreye ve insan sağlığına  etkiler yönünden dikkatle izlenmektedir [31]. Son yıllarda DOP yerini alacak ve PVC uygulamalarında genel amaçlı olarak kullanılabilecek plastikleştiriciler önerilmiştir. Doksanların sonuna kadar PVC’de başlıca DBP, DIBP ve DOP kullanılırken, 2000’lerde DINP bunların yerini almıştır [5]. İsveç Kimyasallar Ajansı’nın 2000 yılında yaptığı bir çalışmada kablo kılıfı uygulamalarında DOP yerine başlıca DIDP (di-izodesil ftalat) ya da DINP kullanıldığı saptanmıştır. Avrupa Birliği Toksikoloji Bilim Komitesi (CSTEE)  DOP’nin çevreye ve insan sağlığına besin zinciri yoluyla düşünülenden çok daha fazla zarar verdiğini rapor etmiştir  [34].

Avrupa ve Amerikada çeşitli uzmanlık panellerinde ftalatların risk değerlendirmesi yapılmıştır [31]. 2008 yılında DBP, DOP ve BBP insan üremesinde zehirli etkisi olan maddeler olarak Çok Yüksek Önem Arz Eden Maddeler (Substances of Very High Concern; SVHC) listesinde 14 madde arasına alınmıştır [31, 34]. Ayrıca, bu maddelerin yılda 1 tonu aşan miktarının özel onayla yapılması ve bunların yerine geçecek zararsız olanlarının saptanması için yapılacak ArGe çalışmalarının desteklenmesi gerektiği not edilmiştir.  [34].

SONUÇ

Esnek PVC üretiminde kullanılacak plastikleştiricinin seçiminde göç davranışı, insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkileri yönünden önem taşır. Plastikleştiricinin üründen göç etmesi, malzemenin yapısını ve özelliklerini değiştirerek hizmet ömrünü kısaltır. Göçen plastikleştirici değdiği gıdayı, çevreyi kirleterek insan sağlığına ve genel olarak canlılara zarar verir. Son yıllarda çevre, sağlık ve sürdürülebilirlik konularına verilen önemin artması ile kullanılan plastikleştiricilerin etkilerinin araştırılması hız kazanmıştır. Zararları konusunda ciddi kuşkular duyulan plastikleştiricilerin kullanımına ilişkin kısıtlamalar getirilmiştir. Bu çalışmada yaygın kullanımı olan esnek PVC ürünlerle ilgili olarak plastikleştirici seçiminde yol gösterebilecek bilgiler derlenmiştir.

KAYNAKLAR

1. Marcilla, A., Garcia, S., Garcia-Quesada, J.C., 2008, Polymer Testing, 27: 221–233pp.

2. Basfar A.A., 2002, Polymer Degradation and Stability, 77: 221-226pp.

3. Brebu, M., Vasile, C., Rovana Antonie, S., Chiriac, M., Precup, M., Yang, J., Roy, C., 2000, Polymer Degradation and Stability, 67: 209-221pp.

4. Marcilla, A., Garcia, S.,  Garcia-Quesada, J.C., 2004,  Journal of Anal. Appl. Pyrolysis, 71: 457–463pp.

5. Wensing, M., Uhde, E., Salthammera, T., 2005, Science of the Total Environment, 339: 19– 40pp.

6. Wang, Q., Storm, B.K., 2005, Polymer Testing,  24: 290–300pp.

7. Liang, G.G., Cook, W.D., Sautereau, H.J.,  Tcharkhtchi,  A., 2009, Polymer, 50: 2655–2663pp.

8. Tüzüm Demir, A.P., 2011, Low Migration Plasticizers for PVC Applications, Doktora Tezi, Ege Üniversitesi, İzmir. 

9. Krauskopf L. G, 2003, Journal of Vinyl and Additive Technology,  9:159-171pp.

10.Zweifel, H., 2000, Plastics Additives Handbook, 5th Edition, Hanser Verlag, Munich, Germany, 1026-1107pp.

11. Complete Standard Terminology Relating to Plastics. Available at: [http://www.astm.org/Standards/D883.htm] 

12. Saeki, Y., Emura, T., 2002, Prog. Polym. Sci., 27: 2055–2131pp.

13. Egbuchunam T.O., Balköse D., Okieimen F.E., 2007,  Polymer Degradation and Stability,  92: 1572-1582pp. 

14.Zoller, A., Marcilla, A., 2011, Journal of Applied Polymer Science, 121: 1495–1505pp.

15. Cho W.S., Han B.S., Ahn B.,  Nam K.T., Choi M., Oh S.Y., Kim S.H., Jeong J., Jang D. D., 2008, Toxicology Letters,  178: 110–116pp.

16. Stepek, J., Daoust, H., 1983, Additives for Plastics, Polymer Properties and Applications, Springer-Verlag, New York.

17. Cadogan, D., 2002, Health and environmental impact of phthlates, Plastics Additives & Compounding, 4: 28-29pp.

18. Cano, J.M., Marin, M.L., Sanchez, A., Hernandis, V., 2002, Journal of Chromatography,  963: 401–409pp.

19. Kurt-Çömlekçi, G., 2011, Water Vapor Transport Propertıes of Plasticized PVC Films, Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi, İzmir.

20. Wormuth, M., Scheringer, M., Vollenweider, M., Hungerbuhler, K., 2006, Risk Analysis, 26: 803-824pp.

21. Goulas, A.E., Zygoura, P., Karatapanis, A., Georgantelis, D., Kontominas, M.G., 2007, Food and Chemical Toxicology, 45: 585–59pp.

22. Zygoura, P.D., Goulas, A.E., Riganakos, K.A., Kontominas, M.G., 2007, Journal of Food Engineering, 78: 870–877pp.

23. Nagorka, R., Conrad, A., Scheller, C., Süßenbach, B., JörnMoriske, H., 2010,  International Journal of Hygiene and Environmental Health, xxx,  xxx–xxx.

24. EFSA, 2006, European Food Safety Authority, The EFSA Journal, 395 to 401: 1–21pp.

25. Kurt, Çömlekçi, G., Ulutan, S., Ekim 2010, Plastik ve Ambalaj Teknolojisi,  , 66-70s.

26. Ekelund, M., Edin, H., U.W. Gedde, 2007, Polymer Degradation and Stability, 92: 617-629pp.

27. Zoller, A., Marcilla, A., 2011, Journal of Applied Polymer Science, 121: 1495–1505pp.

28. Persico, P., Ambrogi, V., Acierno, D., Carfagna, C., 2009, Journal of Vinyl Additive Technology, 15, 139.

29. Earls, A.O., Axford, I.P., Braybrook, J.H., 2003, Journal of Chromatography A, 983: 237–246pp.

30. Ekelund, M., Azhdar, B.,  Hedenqvist, M.S.,  Gedde U.W, 2008, Polymer Degradation and Stability,  93, 1144–1710pp. 

31. Koch, H.M., Drexler, H., Angerer, J., 2003, Int. J. Hyj. Environ. Health, 206: 77-83pp.

32. Heudorf, U., Mersch-Sundermann, V., Angerer, J., 2007, Int. J. Hyg. Environ. Health, 210: 623–634pp.

33. Simmchen, J.,  Ventura, R., and Segura, J., 2012, Transfusion Medicine Reviews, Vol 26, No 1: 27-37pp.

34. EU Directives, 2007

www.vinyl2010.org

A.Pınar Tüzüm-Demir, Göksenin Kurt-Çömlekçi, Sevgi Ulutan

Ege Üniversitesi, 

Kimya Mühendisliği Bölümü,